Ceza Davaları - Güveni Kötüye Kullanma Suçu ve Cezası | Ümraniye
Güveni kötüye kullanma suçu, bir malın sahibinin rızasıyla başka bir kişiye teslim edilmesinden sonra, malı teslim alan kişinin kendisine tanınan zilyetliği teslim amacına aykırı biçimde kullanması veya malın kendisine teslim edildiğini inkar etmesi halinde gündeme gelebilen malvarlığına karşı suçlardan biridir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 155. maddesinde düzenlenen güveni kötüye kullanma suçu; özellikle kiralama, emanet, hizmet, ticari ilişki, mesleki faaliyet veya başkasına ait malları idare etme yetkisi kapsamında ortaya çıkabilmektedir.
Bu suç bakımından en önemli noktalardan biri, malın failin eline başlangıçta hukuka aykırı şekilde değil, malik veya zilyedin rızasıyla ve belirli bir amaç doğrultusunda geçmiş olmasıdır.
Başka bir ifadeyle güveni kötüye kullanma suçunda sorun çoğu zaman malın ilk tesliminde değil, teslimden sonraki davranışta ortaya çıkar.
TCK m.155/1'e göre başkasına ait olup muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyetliği kendisine devredilen mal üzerinde, kendisinin veya başkasının yararına olacak şekilde zilyetliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunan veya devir olgusunu inkar eden kişi, şikayet üzerine altı aydan iki yıla kadar hapis ve adli para cezasıyla cezalandırılır.
TCK m.155/2 ise suçun meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisi ya da başkasının mallarını idare etme yetkisinin gereği olarak teslim edilen eşya hakkında işlenmesini daha ağır yaptırıma bağlamaktadır. Bu durumda kanunda bir yıldan yedi yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adli para cezası öngörülmektedir.
2025 sonunda yapılan önemli değişiklikle TCK m.155'e üçüncü fıkra eklenmiştir. Buna göre suçun konusunun motorlu kara, deniz veya hava taşıtı olması halinde, birinci veya ikinci fıkraya göre belirlenecek ceza bir kat artırılır. Bu hüküm 2026 yılında güveni kötüye kullanma suçunun değerlendirilmesinde özellikle araç teslimi, kiralama ve benzeri uyuşmazlıklar açısından dikkate alınması gereken önemli bir güncel düzenlemedir.
Bu nedenle Ümraniye ceza avukatı, güveni kötüye kullanma suçu ve cezası, TCK 155, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, emanet edilen malın geri verilmemesi, kiralanan malın iade edilmemesi, araç güveni kötüye kullanma suçu ve İstanbul Anadolu Yakası ceza avukatı kapsamında yapılacak değerlendirmelerde olayın yalnızca taraflar arasındaki borç ilişkisine değil, malın hangi amaçla teslim edildiğine ve teslimden sonra nasıl kullanıldığına bakılması gerekir.
Güveni Kötüye Kullanma Suçu Nedir?
Güveni kötüye kullanma suçunun temelinde, bir malın belirli bir amaç doğrultusunda başka bir kişiye teslim edilmesi ve teslim alan kişinin kendisine duyulan güvene aykırı biçimde hareket etmesi bulunmaktadır.
Malın zilyetliği faile hukuka uygun şekilde geçirilmiştir.
Ancak fail daha sonra;
-
malı teslim amacı dışında kullanabilir,
-
mal üzerinde kendisininmiş gibi tasarrufta bulunabilir,
-
malı başkasına devredebilir,
-
malı satabilir,
-
malı tüketebilir,
-
malı geri vermekten kaçınabilir,
-
belirli koşullarda malın kendisine teslim edildiğini inkar edebilir.
Bununla birlikte her sözleşmeye aykırılık veya her mal iade etmeme olayı otomatik olarak güveni kötüye kullanma suçunu oluşturmaz.
Ceza sorumluluğu bakımından TCK m.155'teki unsurların somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediğinin ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Güveni Kötüye Kullanma Suçunun Hukuki Dayanağı Nedir?
Suç, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 155. maddesinde düzenlenmiştir.
Madde güncel haliyle üç ayrı fıkra içermektedir.
Birinci fıkra suçun temel şeklini, ikinci fıkra belirli güven ilişkilerinden doğan nitelikli hali, üçüncü fıkra ise suç konusunun motorlu kara, deniz veya hava taşıtı olması halinde uygulanacak ceza artırımını düzenlemektedir.
Güveni Kötüye Kullanma Suçunun Unsurları Nelerdir?
Suçun oluşabilmesi bakımından özellikle şu unsurlar önemlidir:
-
başkasına ait bir mal bulunması,
-
malın zilyetliğinin faile devredilmiş olması,
-
teslimin muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak amacıyla yapılması,
-
failin mal üzerinde teslim amacı dışında tasarrufta bulunması veya devir olgusunu inkar etmesi,
-
davranışın failin veya başkasının yararına gerçekleştirilmesi,
-
failin kasten hareket etmesi.
Yargıtay uygulamasında da malın faile iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanılmak amacıyla rızayla teslim edilmesi ve failin sonradan teslim amacıyla bağdaşmayan tasarruflarda bulunması suçun değerlendirilmesinde temel unsurlar arasında kabul edilmektedir.
Malın Faile Rızayla Teslim Edilmiş Olması Neden Önemlidir?
Güveni kötüye kullanma suçunu diğer bazı malvarlığı suçlarından ayıran temel özelliklerden biri budur.
Mal, failin hakimiyet alanına başlangıçta sahibinin iradesine aykırı olarak girmemiştir.
Aksine malik veya zilyet, malı belirli bir amaç doğrultusunda faile teslim etmiştir.
Failin cezai sorumluluğunu gündeme getiren husus, sonradan bu teslim amacına aykırı davranmasıdır.
Örneğin muhafaza edilmesi için bırakılan bir malın satılması, kullanım amacıyla teslim edilen eşyanın başka bir kişiye devredilmesi veya teslim olgusunun inkar edilmesi somut olayın özelliklerine göre TCK m.155 kapsamında değerlendirilebilir.
Zilyetliğin Devri Ne Anlama Gelir?
Zilyetlik, bir eşya üzerinde fiili hakimiyet kurulmasını ifade eder.
Güveni kötüye kullanma suçunda malın mülkiyetinin faile geçirilmesi değil, belirli bir amaç doğrultusunda zilyetliğinin devredilmesi söz konusudur.
Dolayısıyla malın mülkiyeti başka bir kişiye ait olmaya devam ederken fail malı;
-
muhafaza etmek,
-
kullanmak,
-
belirli bir işi gerçekleştirmek,
-
belirli süre sonunda geri vermek
amacıyla elinde bulundurabilir.
Her Emanet Edilen Malın Geri Verilmemesi Suç mudur?
Hayır.
Bir malın geri verilmemesi tek başına her durumda güveni kötüye kullanma suçunun oluştuğu anlamına gelmez.
Malın hangi hukuki ilişki kapsamında teslim edildiği, iade yükümlülüğünün ne zaman doğduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin içeriği, mal üzerinde hangi işlemlerin gerçekleştirildiği ve failin kastı birlikte değerlendirilmelidir.
Ceza hukuku ile özel hukuk uyuşmazlığının birbirinden ayrılması özellikle önemlidir.
Sözleşmeye Aykırılık Güveni Kötüye Kullanma Suçu mudur?
Her sözleşmeye aykırılık suç değildir.
Bir kişinin sözleşmeden kaynaklanan borcunu yerine getirmemesi, kira bedelini ödememesi veya taraflar arasında alacak-borç uyuşmazlığı bulunması tek başına TCK m.155 kapsamında mahkumiyet için yeterli kabul edilemez.
Ancak sözleşme kapsamında belirli amaçla teslim edilen mal üzerinde teslim amacı dışında tasarrufta bulunulması halinde ceza hukuku boyutu gündeme gelebilir.
Bu nedenle ceza soruşturmasında yalnızca "borç ödenmedi" veya "sözleşmeye uyulmadı" şeklindeki iddialar değil, mal üzerindeki somut tasarrufların da belirlenmesi gerekir.
Güveni Kötüye Kullanma ile Dolandırıcılık Arasındaki Fark Nedir?
Bu iki suç uygulamada zaman zaman birbirine karıştırılmaktadır.
Dolandırıcılık suçunda hileli davranışlarla mağdurun aldatılması ve bu aldatma sonucunda malvarlığı bakımından bir yarar sağlanması söz konusudur.
Güveni kötüye kullanmada ise malın zilyetliği başlangıçta belirli bir amaçla ve rızayla devredilmiş, daha sonra bu güven ilişkisine aykırı davranılmıştır.
Bu nedenle özellikle malın teslim edildiği anda failin davranışları ve taraflar arasındaki ilişkinin nasıl kurulduğu önem taşır.
Güveni Kötüye Kullanma ile Hırsızlık Arasındaki Fark Nedir?
Hırsızlıkta başkasına ait taşınır mal, zilyedin rızası olmaksızın bulunduğu yerden alınmaktadır.
Güveni kötüye kullanmada ise malın failin eline geçmesi başlangıçta rızaya dayanmaktadır.
Dolayısıyla temel ayrım, zilyetliğin faile nasıl geçtiği noktasında ortaya çıkar.
Güveni Kötüye Kullanma ile Zimmet Arasındaki Fark Nedir?
Zimmet, kamu görevlisinin görevi nedeniyle zilyetliği kendisine devredilmiş veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu mal üzerinde gerçekleştirdiği belirli fiilleri konu alan ayrı bir suçtur.
Bu nedenle kamu görevlisine görevi nedeniyle teslim edilen bir mal söz konusu olduğunda eylemin doğrudan TCK m.155 kapsamında değerlendirilmesi yerine, olayın zimmet suçu yönünden de incelenmesi gerekebilir.
Basit Güveni Kötüye Kullanma Suçu Nedir?
TCK m.155/1 suçun temel şeklini düzenlemektedir.
Başkasına ait bir malın muhafaza edilmek veya belirli bir şekilde kullanılmak üzere zilyetliği faile devredilmişse ve fail kendisinin veya başkasının yararına olacak şekilde teslim amacı dışında tasarrufta bulunur ya da devir olgusunu inkar ederse suçun temel şekli gündeme gelebilir.
Bu fiil bakımından kanunda altı aydan iki yıla kadar hapis ve adli para cezası öngörülmektedir.
Basit Güveni Kötüye Kullanma Suçu Şikayete Tabi midir?
Evet.
TCK m.155/1'de suçun temel şeklinin şikayet üzerine cezalandırılacağı açıkça belirtilmektedir.
Şikayet hakkı bakımından TCK'nın şikayete ilişkin genel hükümleri de dikkate alınmalıdır.
Yargıtay uygulamasında altı aylık şikayet süresinin, şikayet hakkı bulunan kişinin fiili ve failin kimliğini öğrendiği tarihten itibaren değerlendirilmesi gerektiği belirtilmektedir.
Bu nedenle suçun öğrenildiği tarihin doğru belirlenmesi önem taşır.
Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma Nedir?
TCK m.155/2 suçun daha ağır yaptırım öngörülen halini düzenlemektedir.
Suç;
-
meslek ve sanat ilişkisi,
-
ticaret ilişkisi,
-
hizmet ilişkisi,
-
başkasının mallarını idare etme yetkisi
gereği tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmişse ikinci fıkra gündeme gelebilir.
Bu durumda taraflar arasındaki güven ilişkisi daha özellikli bir hukuki veya fiili temele dayanmaktadır.
Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanmanın Cezası Nedir?
TCK m.155/2'ye göre suçun meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisi ya da başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi halinde bir yıldan yedi yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adli para cezasına hükmolunur.
Her İşçi-İşveren Uyuşmazlığı TCK m.155/2 Kapsamında mıdır?
Hayır.
Taraflar arasında hizmet ilişkisinin bulunması tek başına yeterli değildir.
Suça konu eşyanın bu hizmet ilişkisinin gereği olarak faile tevdi ve teslim edilmiş olması gerekir.
Benzer şekilde mesleki veya ticari ilişkinin varlığı da otomatik biçimde nitelikli hali oluşturmaz.
Malın hangi sıfatla ve hangi amaçla teslim edildiğinin belirlenmesi gerekir.
Şirket Çalışanının Tahsil Ettiği Parayı Teslim Etmemesi Suç Oluşturabilir mi?
Çalışanın görevi gereği şirket veya işveren adına para tahsil etme yetkisi bulunuyor ve bu kapsamda teslim aldığı parayı kendisine mal ettiği iddia ediliyorsa TCK m.155/2 yönünden değerlendirme gündeme gelebilir.
Ancak kişinin para tahsil etme yetkisinin bulunup bulunmadığı, paranın gerçekten teslim edilip edilmediği ve taraflar arasındaki hizmet ilişkisinin kapsamı delillerle belirlenmelidir.
Yargıtay uygulamasında da teslim yetkisi ve hizmet ilişkisinin kapsamı suç vasfının belirlenmesinde önem taşımaktadır.
Ticari İlişki Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma Nasıl Oluşabilir?
Ticari faaliyet kapsamında bir kişiye belirli bir amaçla mal teslim edilmesi ve teslim alan kişinin bu mal üzerinde amacı dışında tasarrufta bulunması halinde TCK m.155/2 gündeme gelebilir.
Ancak her ticari borcun ödenmemesi veya her ticari sözleşmenin ihlali ceza suçu oluşturmaz.
Ceza yargılamasında ticari uyuşmazlık ile güveni kötüye kullanma fiili arasındaki ayrımın dikkatle yapılması gerekir.
Başkasının Mallarını İdare Etme Yetkisinin Kötüye Kullanılması Suç mudur?
TCK m.155/2 yalnızca meslek, sanat, ticaret ve hizmet ilişkisini düzenlememektedir.
"Hangi nedenden doğmuş olursa olsun başkasının mallarını idare etmek yetkisi" nedeniyle teslim edilen eşya üzerinde güven ilişkisinin kötüye kullanılması da bu kapsamda değerlendirilir.
Bu nedenle bir kişinin başkasının malvarlığını yönetmek amacıyla kendisine verilen yetkiyi kullanarak teslim aldığı mallar üzerinde amacı dışında tasarrufta bulunması nitelikli hal kapsamında incelenebilir.
Araçla İlgili Güveni Kötüye Kullanma Suçunda 2026 Yılında Ne Değişti?
Bu konu güncel düzenleme nedeniyle özellikle önemlidir.
24 Aralık 2025 tarihli 7571 sayılı Kanunla TCK m.155'e üçüncü fıkra eklenmiştir.
Yeni hükme göre güveni kötüye kullanma suçunun konusunun motorlu kara, deniz veya hava taşıtı olması halinde, birinci veya ikinci fıkraya göre verilecek ceza bir kat artırılır.
Dolayısıyla 2026 itibarıyla otomobil, motosiklet veya kapsam dahilindeki diğer motorlu taşıtlar üzerinde işlenen güveni kötüye kullanma fiillerinde bu yeni düzenlemenin uygulanıp uygulanmayacağı ayrıca değerlendirilmelidir.
Kiralık Aracın İade Edilmemesi Güveni Kötüye Kullanma Suçu mudur?
Kiralık aracın süresinde iade edilmemesi tek başına otomatik biçimde mahkumiyet anlamına gelmez.
Sözleşmenin içeriği, teslim ve iade tarihleri, ihtarlar, aracın kullanım biçimi, tarafların iletişimi ve failin kastı değerlendirilmelidir.
Ancak aracın belirli süreyle kullanım amacıyla teslim edilmesinden sonra sahibinin haklarıyla bağdaşmayacak biçimde tasarrufta bulunulması halinde güveni kötüye kullanma suçu gündeme gelebilir.
2026 yılında ayrıca taşıtlara ilişkin TCK m.155/3 hükmü de değerlendirmeye dahil edilmelidir.
Emanet Edilen Otomobilin Satılması Halinde Ne Olur?
Bir otomobilin yalnızca muhafaza veya belirli şekilde kullanım amacıyla teslim edilmesine rağmen teslim alan kişinin aracı kendisininmiş gibi satması, somut olayda güveni kötüye kullanma suçunun tipik tartışma alanlarından biri olabilir.
Suçun unsurları oluşmuşsa ve fiilin işlendiği tarih güncel düzenlemenin uygulanmasına elveriyorsa TCK m.155/3'teki taşıta ilişkin ceza artırımı da gündeme gelebilir.
Araç Sahibinin Rızasıyla Teslim Edilmişse Suç Oluşmaz mı?
Malın başlangıçta rızayla teslim edilmiş olması güveni kötüye kullanma suçunun oluşmasına engel değildir.
Aksine TCK m.155'in karakteristik özelliklerinden biri budur.
Önemli olan rızanın hangi amaçla verildiğidir.
Araç kullanım için teslim edilmiş ancak daha sonra satılmış, başkasına devredilmiş veya teslim olgusu inkar edilmişse rızanın sınırları aşılmış olabilir.
Motorlu Deniz ve Hava Taşıtları da Yeni Düzenleme Kapsamında mıdır?
Evet.
TCK m.155/3 yalnızca otomobilleri değil, açık biçimde motorlu kara, deniz veya hava taşıtlarını kapsamaktadır.
Bu nedenle düzenleme sadece araç kiralama şirketleri bakımından değil, motorlu deniz ve hava taşıtlarının teslim edildiği hukuki ilişkiler açısından da önemlidir.
Güveni Kötüye Kullanma Suçunda Kast Gerekir mi?
Güveni kötüye kullanma kasten işlenebilen bir suçtur.
Failin malın başkasına ait olduğunu, kendisine belirli bir amaçla teslim edildiğini bilerek bu amaca aykırı şekilde kendisi veya başkası yararına tasarrufta bulunması gerekir.
Sadece ihmal, yanlış anlaşılma veya sözleşmenin yorumlanmasına ilişkin uyuşmazlıkların ceza sorumluluğuna dönüşebilmesi için suçun manevi unsurunun da oluşması gerekir.
Malın Satılması Suçu Oluşturabilir mi?
Evet.
Muhafaza veya belirli biçimde kullanma amacıyla teslim edilen bir malın malikmiş gibi satılması, teslim amacı dışındaki tasarruflara örnek oluşturabilir.
Ancak malın faile hangi yetkilerle teslim edildiği mutlaka incelenmelidir.
Malın Başkasına Verilmesi Suç Oluşturabilir mi?
Malın teslim amacı ve failin tasarruf yetkisinin sınırlarına bağlıdır.
Malı üçüncü kişiye devretme yetkisi bulunmadığı halde bu yönde işlem yapılması, somut olayda güveni kötüye kullanma kapsamında değerlendirilebilir.
Malın Tüketilmesi Güveni Kötüye Kullanma Olabilir mi?
Teslim edilen malın niteliği ve teslim amacı buna elveriyorsa, malın amacı dışında tüketilmesi de güveni kötüye kullanma suçunun değerlendirilmesinde dikkate alınabilir.
Malın Teslim Alındığının İnkar Edilmesi Suç mudur?
TCK m.155/1, teslim amacı dışında tasarrufun yanında devir olgusunun inkar edilmesini de açıkça suçun seçimlik hareketlerinden biri olarak düzenlemektedir.
Dolayısıyla fail malın kendisine teslim edildiğini bilmesine rağmen zilyetliğin devredildiği gerçeğini inkar ediyorsa diğer şartların da bulunması halinde suç oluşabilir.
Malın Zarar Görmesi Şart mıdır?
TCK m.155'in uygulanmasında esas mesele mal üzerinde teslim amacıyla bağdaşmayan tasarruf veya teslim olgusunun inkarıdır.
Bu nedenle her olayda malın fiziksel olarak zarar görmüş olması zorunlu değildir.
Örneğin sağlam durumdaki malın yetkisiz biçimde satılması da fiziksel zarar bulunmasa bile hukuki değerlendirmeye konu olabilir.
Güveni Kötüye Kullanma Suçunda Mağdur Kimdir?
Mağdur veya suçtan zarar gören, genel olarak malın sahibi veya mal üzerinde hukuken korunmaya değer hakkı bulunan kişidir.
Tüzel kişilere ait mallar bakımından şirket veya diğer özel hukuk tüzel kişileri de suçtan zarar gören konumunda bulunabilir.
Şirket Malının Çalışan Tarafından Kullanılması Suç Oluşturur mu?
Şirket malının çalışana hangi amaçla teslim edildiği belirleyicidir.
Örneğin görev amacıyla verilen bir eşyanın özel amaçla kısa süreli kullanılması ile eşyanın satılması, saklanması veya şirketten kaçırılması aynı hukuki değerlendirmeye tabi tutulamaz.
Somut olayda teslim amacı, şirket içi düzenlemeler, çalışanın yetkileri ve fiilin niteliği birlikte incelenmelidir.
Güveni Kötüye Kullanma Suçunda Hangi Deliller Kullanılabilir?
Somut olayın niteliğine göre;
-
sözleşmeler,
-
teslim tutanakları,
-
zimmet belgeleri,
-
faturalar,
-
banka kayıtları,
-
ödeme kayıtları,
-
noter ihtarnameleri,
-
mesajlaşmalar,
-
e-postalar,
-
kamera kayıtları,
-
araç teslim belgeleri,
-
ruhsat ve tescil kayıtları,
-
ticari defterler,
-
şirket kayıtları,
-
tanık anlatımları,
-
bilirkişi incelemeleri,
-
icra dosyaları
önem taşıyabilir.
Özellikle malın hangi amaçla ve hangi tarihte teslim edildiğinin ispatlanması suç vasfının belirlenmesinde kritik olabilir.
Yazılı Sözleşme Olmadan Güveni Kötüye Kullanma Suçu Oluşabilir mi?
Evet.
TCK m.155 suçun oluşmasını her durumda yazılı bir sözleşmenin bulunmasına bağlamamıştır.
Ancak yazılı sözleşmenin bulunmaması, malın hangi amaçla teslim edildiğinin ve tarafların yetkilerinin ispatını güçleştirebilir.
Bu durumda tanıklar, mesajlar, ödeme kayıtları, teslim belgeleri ve diğer deliller önem kazanabilir.
WhatsApp Mesajları Delil Olabilir mi?
Taraflar arasındaki mesajlaşmalar malın teslim amacı, iade talebi, failin malı elinde bulundurduğunu kabul etmesi veya teslimi reddetmesi gibi konularda delil niteliği taşıyabilir.
Ancak dijital delillerin hukuka uygun elde edilmesi ve içeriğin gerçekliğinin gerektiğinde teknik olarak incelenmesi önemlidir.
Noter İhtarnamesi Göndermek Zorunlu mudur?
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşması için her olayda noter ihtarnamesi gönderilmesi şeklinde genel bir zorunluluk bulunmamaktadır.
Ancak özellikle sözleşmenin sona erdiği ve malın iadesinin talep edildiği uyuşmazlıklarda ihtarname;
-
iade talebinin tarihini,
-
sözleşmenin sona erdiğini,
-
malın geri istendiğini,
-
karşı tarafın durumdan haberdar edildiğini
ispatlamak bakımından önemli olabilir.
Mal Sonradan İade Edilirse Suç Ortadan Kalkar mı?
Malın sonradan iade edilmesi, suçun daha önce tamamlanıp tamamlanmadığı sorusundan ayrı değerlendirilmelidir.
Suçun unsurları daha önce gerçekleşmişse sonraki iade otomatik olarak "suç hiç oluşmamış" sonucu doğurmaz.
Bununla birlikte zararın giderilmesi, iade ve tarafların uzlaşması ceza yargılamasının farklı kurumları bakımından önem taşıyabilir.
Güveni Kötüye Kullanma Suçu Uzlaştırmaya Tabi midir?
Güncel CMK m.253 bakımından önemli bir ayrım bulunmaktadır.
CMK m.253'te TCK m.155 kapsamındaki güveni kötüye kullanma suçu üçüncü fıkra hariç olmak üzere uzlaştırma kapsamına alınmıştır.
Bu nedenle TCK m.155/1 ve m.155/2 kapsamındaki fiiller bakımından uzlaştırma hükümleri gündeme gelebilir.
2026 tarihli bir Yargıtay kararında da hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun uzlaştırma kapsamında olduğu belirtilmiştir.
Ancak 2025 sonunda eklenen ve motorlu kara, deniz veya hava taşıtlarını konu alan TCK m.155/3 uzlaştırma kapsamının dışında tutulmuştur.
Bu ayrım özellikle güncel dosyalarda önem taşımaktadır.
Uzlaşma Sağlanırsa Ne Olur?
Uzlaştırma kapsamındaki bir olayda süreç CMK m.253 ve devamı hükümlerine göre yürütülür.
Uzlaşmanın gerçekleşmesinin soruşturma veya kovuşturma üzerindeki hukuki sonucu, dosyanın bulunduğu aşamaya ve uzlaşma ediminin niteliğine göre belirlenir.
Bu nedenle TCK m.155/1 veya m.155/2 kapsamında yürütülen dosyalarda uzlaştırma sürecinin usulüne uygun gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği de incelenmelidir.
TCK m.155/3 Kapsamındaki Taşıt Suçları Uzlaştırmaya Tabi midir?
Güncel CMK m.253 metninde güveni kötüye kullanma suçu uzlaştırma kapsamında sayılırken açıkça "üçüncü fıkra hariç" ifadesine yer verilmiştir.
Bu nedenle suçun konusunun motorlu kara, deniz veya hava taşıtı olduğu ve TCK m.155/3'ün uygulandığı durumlarda uzlaştırma bakımından farklı bir sonuç ortaya çıkmaktadır.
Bu, 2026 itibarıyla güveni kötüye kullanma dosyalarında dikkat edilmesi gereken en önemli güncel değişikliklerden biridir.
Güveni Kötüye Kullanma Suçunda Görevli Mahkeme Hangisidir?
Güveni kötüye kullanma suçunda yargılama, suçun hukuki niteliğine göre görevli ceza mahkemesinde yürütülür.
TCK m.155 kapsamında güveni kötüye kullanma dosyalarında kural olarak asliye ceza mahkemesi görev yapmaktadır.
Ancak somut olayın başka bir suçu oluşturması, özellikle kamu görevlisinin görevi nedeniyle teslim aldığı mal bakımından zimmet gibi farklı bir suç vasfının gündeme gelmesi halinde görevli mahkeme de değişebilir.
Yetkili Mahkeme Nasıl Belirlenir?
Ceza muhakemesinde yetki, CMK'daki genel yetki kurallarına göre belirlenir.
Kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesi önem taşır.
Ancak güveni kötüye kullanma suçunda malın teslim edildiği yer, teslim amacına aykırı tasarrufun gerçekleştirildiği yer veya devir olgusunun inkar edildiği yer gibi unsurlar somut olayda yetkinin belirlenmesi bakımından incelenebilir.
Ümraniye'de Güveni Kötüye Kullanma Şikayeti Nereye Yapılır?
Ümraniye'de gerçekleştiği ileri sürülen güveni kötüye kullanma fiilleri bakımından şikayet ve soruşturma sürecinde olayın gerçekleştiği yer ve ceza muhakemesindeki yetki kuralları dikkate alınır.
Şikayet dilekçesinde yalnızca suç adının yazılması yerine;
-
malın kime ait olduğu,
-
malın ne zaman teslim edildiği,
-
hangi amaçla teslim edildiği,
-
failin hangi davranışla bu amacı aştığı,
-
iade talebinin bulunup bulunmadığı,
-
olayın ne zaman öğrenildiği,
-
mevcut deliller
açık şekilde ortaya konulmalıdır.
Güveni Kötüye Kullanma Şikayetinde Hangi Belgeler Sunulmalıdır?
Dosyanın niteliğine göre özellikle;
-
teslim tutanağı,
-
sözleşme,
-
fatura,
-
banka dekontu,
-
noter ihtarnamesi,
-
araç kiralama veya teslim sözleşmesi,
-
ruhsat bilgileri,
-
yazışmalar,
-
e-postalar,
-
şirket içi belgeler,
-
tanık bilgileri
şikayetle birlikte sunulabilir.
Delillerin eksiksiz şekilde ortaya konulması olayın yalnızca özel hukuk uyuşmazlığı mı yoksa ceza hukuku kapsamında güveni kötüye kullanma fiili mi olduğunun belirlenmesine yardımcı olur.
Güveni Kötüye Kullanma Suçunda Şikayet Süresi Ne Kadardır?
TCK m.155/1 açıkça şikayete tabi bir suçtur.
Şikayete tabi suçlarda genel kural olarak şikayet hakkı bulunan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği tarihten itibaren altı aylık süre önem taşır.
Yargıtay da güveni kötüye kullanma dosyalarında bu sürenin geçirilmesi halinde düşme kararı verilmesi gerektiğine ilişkin kararlar vermiştir.
Bu nedenle özellikle malın iade edilmediğinin veya amacı dışında kullanıldığının hangi tarihte öğrenildiği önemlidir.
TCK m.155/2 Şikayete Tabi midir?
TCK m.155/2'nin metninde birinci fıkradaki gibi "şikayet üzerine" ifadesi bulunmamaktadır. Bu nedenle hizmet, meslek, sanat, ticaret veya mal idaresi ilişkisine dayanan nitelikli hal bakımından soruşturma ve kovuşturmanın şikayete bağlı olup olmadığı, birinci fıkradan farklı değerlendirilir.
Bununla birlikte TCK m.155/2, güncel CMK m.253 uyarınca uzlaştırma kapsamındadır. 2026 tarihli Yargıtay 11. Ceza Dairesi kararında da hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun uzlaştırmaya tabi olduğu açıkça uygulanmıştır.
Dolayısıyla şikayete tabi olma ile uzlaştırma kapsamında bulunma birbirinden farklı hukuki meselelerdir.
Şikayetten Vazgeçilirse Ne Olur?
Şikayete tabi olan TCK m.155/1 bakımından şikayetten vazgeçmenin ceza muhakemesi üzerindeki sonuçları TCK'nın genel hükümlerine göre değerlendirilir.
Nitelikli hal bakımından ise suçun şikayete tabi olmaması nedeniyle aynı sonuç otomatik olarak ortaya çıkmaz.
Bu nedenle öncelikle fiilin TCK m.155'in hangi fıkrası kapsamında bulunduğu doğru belirlenmelidir.
Güveni Kötüye Kullanma Suçunda Zamanaşımı Nasıl Belirlenir?
Dava zamanaşımı, suç için kanunda öngörülen cezanın üst sınırı ve TCK'nın zamanaşımına ilişkin hükümleri dikkate alınarak belirlenir.
Temel hal ile nitelikli halin ceza sınırları farklı olduğundan zamanaşımı değerlendirmesi de dosyanın hangi fıkra kapsamında bulunduğuna göre yapılmalıdır.
Ayrıca zamanaşımını kesen veya durduran nedenlerin bulunup bulunmadığı somut dosya üzerinden değerlendirilmelidir.
Bu nedenle şikayet süresi ile dava zamanaşımı süresinin birbirine karıştırılmaması gerekir.
Güveni Kötüye Kullanma Suçunda Etkin Pişmanlık Uygulanabilir mi?
Malvarlığına karşı bazı suçlar bakımından TCK'da etkin pişmanlık hükümleri bulunmaktadır.
Güveni kötüye kullanma suçu bakımından da somut olayın şartları, suçun tamamlanma aşaması, malın iade edilip edilmediği ve zararın giderilip giderilmediği dikkate alınarak ilgili etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilirliği değerlendirilmelidir.
Bu nedenle failin malı geri vermesi veya zararı karşılaması ceza dosyasında önemsiz bir gelişme değildir; ancak bunun sonucu olayın özelliklerine ve zamanlamasına göre belirlenir.
Güveni Kötüye Kullanma Suçunda Hapis Cezası Ertelenebilir mi?
Hapis cezasının ertelenmesi, hükmedilen somut ceza, sanığın geçmişi ve TCK'daki diğer şartlara göre değerlendirilir.
Bu nedenle yalnızca suçun adından hareketle "ceza kesin olarak ertelenir" veya "ertelenemez" şeklinde bir sonuca varılamaz.
Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Mümkün müdür?
HAGB bakımından güncel ceza muhakemesi hükümleri, hükmedilen ceza ve sanığın kişisel durumu birlikte değerlendirilmelidir.
Suç için kanunda öngörülen soyut ceza ile mahkeme tarafından hükmedilen somut ceza aynı şey değildir.
Bu nedenle HAGB değerlendirmesi dosyanın sonucuna göre yapılır.
Adli Para Cezası da Verilir mi?
TCK m.155'in hem temel hem nitelikli şeklinde adli para cezasına ilişkin düzenleme bulunmaktadır.
Temel halde kanun hapis cezası ile birlikte adli para cezası öngörmektedir.
Nitelikli halde ise bir yıldan yedi yıla kadar hapis cezasının yanında üç bin güne kadar adli para cezası düzenlenmiştir.
Dolayısıyla maddede geçen "ve" bağlacı nedeniyle yaptırım yapısının doğru okunması önemlidir.
Güveni Kötüye Kullanma Suçunda Beraat Hangi Durumlarda Gündeme Gelebilir?
Somut olayda;
-
malın faile teslim edildiği ispatlanamıyorsa,
-
teslim amacı belirlenemiyorsa,
-
failin teslim amacı dışında tasarrufta bulunduğu kanıtlanamıyorsa,
-
devir olgusunun inkar edildiği ispatlanamıyorsa,
-
suç kastı bulunmuyorsa,
-
olay yalnızca özel hukuk uyuşmazlığı niteliğindeyse,
-
sanığın fiili işlediği her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delillerle ortaya konulamıyorsa
beraat gündeme gelebilir.
Ceza yargılamasında mahkumiyet varsayıma değil, hukuka uygun ve yeterli delile dayanmalıdır.
Borç Ödenmemesi Güveni Kötüye Kullanma Suçu mudur?
Tek başına borcun ödenmemesi güveni kötüye kullanma suçu değildir.
Ceza hukuku, sırf borç ödenmediği için devreye giren bir tahsil mekanizması olarak kullanılamaz.
TCK m.155 açısından belirli bir malın zilyetliğinin belirli amaçla devredilmiş olması ve bu amaç dışında tasarruf veya devir olgusunun inkarı gibi kanuni unsurların bulunması gerekir.
Kiracının Kira Borcunu Ödememesi Suç mudur?
Kira bedelinin ödenmemesi esas olarak özel hukuk ilişkisidir.
Ancak kiralama kapsamında teslim edilen belirli bir taşınır eşyanın sözleşme sona ermesine rağmen iade edilmemesi veya eşya üzerinde malikmiş gibi tasarrufta bulunulması halinde olayın TCK m.155 yönünden ayrıca değerlendirilmesi gerekebilir.
Yargıtay kararlarında da finansal kiralama ve kiralanan eşyanın iadesiyle ilgili uyuşmazlıklarda, malın hangi ilişki kapsamında teslim edildiği ve suçun temel mi nitelikli mi olduğu ayrıntılı şekilde incelenmektedir.
Finansal Kiralama Konusu Malın İade Edilmemesi Suç Oluşturur mu?
Finansal kiralama uyuşmazlıklarında otomatik bir sonuç bulunmamaktadır.
Sözleşmenin içeriği, temerrüt, fesih, iade yükümlülüğü, ihtarnamenin tebliği ve malın hangi amaçla teslim edildiği incelenmelidir.
Yargıtay uygulamasında finansal kiralama konusu malların iadesine ilişkin dosyalarda bu unsurların araştırılması gerektiği görülmektedir.
Malın Değerinin Az Olması Suçu Ortadan Kaldırır mı?
Malın ekonomik değerinin düşük olması tek başına suçun kanuni unsurlarını ortadan kaldırmaz.
Ancak malın değeri, suçun hukuki sonuçları ve TCK'nın ilgili hükümleri bakımından ayrıca değerlendirmeye konu olabilir.
Tarafların Akraba Olması Suçu Etkiler mi?
Malvarlığına karşı suçlarda fail ile mağdur arasındaki akrabalık ilişkisi bazı durumlarda TCK'daki şahsi cezasızlık veya cezada indirim hükümlerini gündeme getirebilir.
Bu nedenle aile içinde gerçekleşen güveni kötüye kullanma iddialarında tarafların akrabalık derecesi ayrıca incelenmelidir.
Ortaklar Arasında Güveni Kötüye Kullanma Suçu Oluşabilir mi?
Şirket ortakları arasındaki her mali uyuşmazlık güveni kötüye kullanma suçu değildir.
Öncelikle suça konu malın kime ait olduğu, hangi sıfatla kime teslim edildiği, failin mal üzerinde hangi yetkilere sahip olduğu ve şirketler hukuku bakımından tasarruf yetkisinin kapsamı belirlenmelidir.
Bu nedenle şirket ortakları arasındaki uyuşmazlıklarda ticaret hukuku ve ceza hukuku birlikte değerlendirilmek zorunda kalabilir.
Vekalet Verilen Kişinin Parayı Kendisine Alması Güveni Kötüye Kullanma Olabilir mi?
Vekalet ilişkisinde kişiye başkasının malını veya parasını belirli amaçla yönetme ya da kullanma yetkisi verilmiş olabilir.
Bu yetkinin sınırları dışında kişinin kendisi veya başkası yararına tasarrufta bulunması halinde TCK m.155/2 kapsamında değerlendirme gündeme gelebilir.
Ancak vekaletnamenin kapsamı, para veya malın teslim şekli ve yapılan işlemin yetki dahilinde olup olmadığı incelenmelidir.
Güveni Kötüye Kullanma Suçunda Savunma Nasıl Yapılır?
Savunmada yalnızca "suçu işlemedim" denilmesi yerine suçun maddi ve manevi unsurları ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Özellikle;
-
malın teslim edilip edilmediği,
-
teslimin amacı,
-
failin kullanım yetkisinin kapsamı,
-
mal üzerinde hangi tasarrufun yapıldığı,
-
teslim amacı dışında hareket edilip edilmediği,
-
kastın bulunup bulunmadığı,
-
olayın özel hukuk uyuşmazlığı olup olmadığı,
-
suçun temel veya nitelikli şeklinin hangisinin gündeme geldiği,
-
şikayet süresi,
-
uzlaştırma,
-
taşıt söz konusuysa TCK m.155/3'ün uygulanma şartları
incelenmelidir.
Güveni Kötüye Kullanma Dosyasında Suç Vasfı Neden Önemlidir?
TCK m.155/1 ile m.155/2 arasında hem yaptırım hem şikayet rejimi bakımından önemli farklılıklar bulunmaktadır.
2025 sonunda eklenen m.155/3 ise taşıtlar bakımından ayrıca ceza artırımı getirmiş ve güncel CMK m.253'te uzlaştırma dışında bırakılmıştır.
Bu nedenle olayın yanlış fıkra kapsamında değerlendirilmesi soruşturma ve kovuşturmanın sonucunu doğrudan etkileyebilir.
Ümraniye Ceza Avukatı ve Güveni Kötüye Kullanma Davaları
Ümraniye'de güveni kötüye kullanma iddiasına konu bir olayda öncelikle taraflar arasındaki hukuki ilişkinin niteliği belirlenmelidir.
Özellikle;
-
malın kime ait olduğu,
-
zilyetliğin kime devredildiği,
-
teslim amacının ne olduğu,
-
teslimin rızaya dayanıp dayanmadığı,
-
failin hangi tasarrufta bulunduğu,
-
malı satıp satmadığı,
-
başkasına devredip devretmediği,
-
teslim olgusunu inkar edip etmediği,
-
taraflar arasında meslek, sanat, ticaret veya hizmet ilişkisi bulunup bulunmadığı,
-
malın başkasının mallarını idare etme yetkisi kapsamında teslim edilip edilmediği,
-
suç konusunun motorlu taşıt olup olmadığı,
-
şikayet şartı ve süresi,
-
uzlaştırma hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı
ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Özellikle Ümraniye ceza avukatı, Ümraniye güveni kötüye kullanma avukatı, TCK 155 avukatı, Ümraniye Asliye Ceza Mahkemesi, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, emanet malın iade edilmemesi, kiralık aracın iade edilmemesi ve araç güveni kötüye kullanma suçu aramalarında güncel 2026 düzenlemelerinin dikkate alınması önem taşır.
Güveni Kötüye Kullanma Suçunda Sık Yapılan Hatalar Nelerdir?
Uygulamada en sık karşılaşılan hatalardan bazıları şunlardır:
-
her borç ilişkisinin ceza suçu zannedilmesi,
-
her iade etmeme fiilinin otomatik olarak TCK m.155 kapsamında görülmesi,
-
hırsızlık ile güveni kötüye kullanmanın karıştırılması,
-
dolandırıcılık ile güveni kötüye kullanmanın karıştırılması,
-
temel ve nitelikli hal ayrımının yapılmaması,
-
malın hangi amaçla teslim edildiğinin araştırılmaması,
-
teslim yetkisinin kapsamının incelenmemesi,
-
şikayet süresinin yanlış hesaplanması,
-
uzlaştırma hükümlerinin gözden kaçırılması,
-
araçlarla ilgili 2025 sonunda getirilen yeni düzenlemenin dikkate alınmaması.
Özellikle son madde 2026 yılı itibarıyla önemlidir. TCK m.155/3'ün eklenmesiyle motorlu kara, deniz veya hava taşıtları hakkında işlenen güveni kötüye kullanma suçları bakımından cezanın artırılması öngörülmüştür.
Güveni Kötüye Kullanma Suçunda 2026 Güncel Düzenleme Neden Önemlidir?
TCK m.155 uzun süre temel ve nitelikli hali düzenleyen iki fıkradan oluşmaktaydı.
24 Aralık 2025 tarihli değişiklikle maddeye üçüncü fıkra eklenmiş ve suçun konusunun motorlu kara, deniz veya hava taşıtı olması halinde cezanın bir kat artırılacağı hükme bağlanmıştır.
Aynı güncel sistemde CMK m.253, güveni kötüye kullanmayı uzlaştırma kapsamında sayarken TCK m.155'in üçüncü fıkrasını açıkça kapsam dışında bırakmaktadır.
Dolayısıyla özellikle 2026 yılında gerçekleşen araç teslimi ve araç kiralama uyuşmazlıklarında eski tarihli hukuki içeriklere dayanılması hatalı değerlendirmelere yol açabilir.
Sonuç
Güveni kötüye kullanma suçu, başkasına ait bir malın fail tarafından başlangıçta hukuka uygun ve rızaya dayalı şekilde teslim alınmasından sonra ortaya çıkan güven ilişkisinin kötüye kullanılmasını cezalandıran bir malvarlığı suçudur.
TCK m.155/1 kapsamında başkasına ait olup muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyetliği kendisine devredilen mal üzerinde, kendisinin veya başkasının yararına olarak teslim amacı dışında tasarrufta bulunan veya devir olgusunu inkar eden kişi hakkında altı aydan iki yıla kadar hapis ve adli para cezası öngörülmektedir.
Suç meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisi ya da başkasının mallarını idare etme yetkisinin gereği olarak teslim edilmiş eşya hakkında işlenirse TCK m.155/2 kapsamında bir yıldan yedi yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adli para cezası gündeme gelir.
2026 yılı bakımından özellikle dikkat edilmesi gereken yenilik ise TCK m.155/3'tür. 24 Aralık 2025 tarihinde eklenen hükme göre suçun konusunun motorlu kara, deniz veya hava taşıtı olması halinde birinci veya ikinci fıkraya göre belirlenecek ceza bir kat artırılır.
Ayrıca güncel CMK m.253 uyarınca TCK m.155 kapsamındaki güveni kötüye kullanma suçları üçüncü fıkra hariç uzlaştırma kapsamındadır. Bu nedenle temel güveni kötüye kullanma ve hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma dosyalarında uzlaştırma gündeme gelebilirken, taşıtlara ilişkin üçüncü fıkra yönünden güncel kanuni istisna dikkate alınmalıdır.
Her güven ilişkisinin ihlali ceza suçu olmadığı gibi her sözleşmeye aykırılık da güveni kötüye kullanma olarak değerlendirilemez. Malın teslim amacı, taraflar arasındaki ilişkinin niteliği, failin tasarruf yetkisi, yapılan işlemler, kast, şikayet koşulları ve deliller birlikte incelenmelidir.
Bu nedenle Ümraniye ceza davaları, Ümraniye ceza avukatı, Ümraniye güveni kötüye kullanma avukatı, güveni kötüye kullanma suçu ve cezası, TCK 155, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, emanet edilen malın iade edilmemesi, kiralık aracın iade edilmemesi, motorlu taşıtta güveni kötüye kullanma, İstanbul Anadolu Yakası ceza avukatı ve güveni kötüye kullanma şikayeti bakımından somut olayın güncel mevzuat ve deliller üzerinden değerlendirilmesi önem taşır.