Blog

Kira Sözleşmesinde Kefilin Hukuki Sorumluluğu Nedir? Şartları ve Tahliye Davalarındaki Durumu

Kira Sözleşmesinde Kefilin Hukuki Sorumluluğu Nedir? Şartları ve Tahliye Davalarındaki Durumu Kira sözleşmelerinde kiracının borçlarını yerine getirmemesi ihtimaline karşı üçüncü bir kişinin kefil olarak sözleşmeye dâhil edilmesi sık karşılaşılan bir uygulamadır. Ancak kefilin sorumluluğu sınırsız değildir. Kefaletin geçerli olabilmesi için kanunda öngörülen şartların bulunması, kefalet türünün doğru belirlenmesi ve kefilin hangi borçlardan hangi süreyle sorumlu olduğunun açık olması gerekir. Bu nedenle İstanbul kira avukatı, Ümraniye kira avukatı, Ataşehir kira avukatı, Üsküdar kira avukatı ve Çekmeköy kira avukatı desteğiyle kira sözleşmesindeki kefalet hükümlerinin değerlendirilmesi, hem kiraya veren hem de kefil açısından hak kayıplarının önlenmesine katkı sağlayabilir. Kira Avukatı Nedir? Kira avukatı, kiracı ile kiraya veren arasındaki kira ilişkisinden kaynaklanan hukuki uyuşmazlıklarda danışmanlık ve dava takibi yapan avukattır. Kira hukuku kapsamında; Kira sözleşmeleri, Kefalet hükümleri, Tahliye davaları, Kira alacakları, İcra takipleri, Tahliye taahhüdü, Kira tespit davaları, Depozito uyuşmazlıkları, gibi birçok farklı konu bulunmaktadır. Kefalet Sözleşmesi Nedir? Yüklenen kaynağa göre kefalet sözleşmesi, esas itibarıyla asıl borçlunun alacaklıya olan borcunu ödeyeceğinin kefil tarafından taahhüt edilmesidir. Kefalet, Türk Borçlar Kanunu’nun 581 ve devamı maddelerinde düzenlenmektedir. Kira ilişkilerinde asıl borçlu kiracı, alacaklı ise kiraya verendir. Kefil de kiracının belirli borçları yerine getirmemesi hâlinde kanuni ve sözleşmesel şartlar çerçevesinde sorumluluk üstlenebilir. Kira Sözleşmesinde Kefaletin Geçerlilik Şartları Nelerdir? Yüklenen kaynakta kefalet sözleşmesinin geçerliliği için bazı temel şartların bulunması gerektiği belirtilmektedir. Bunlar arasında; Mevcut ve geçerli bir asıl borcun bulunması, Kefalet sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması, Kefilin eşinin rızasının bulunması, yer almaktadır. Kaynağa göre asıl borcun sözleşmenin kurulduğu sırada imkânsız veya hukuka ve ahlaka aykırı olması hâlinde kefalet sözleşmesi de geçersiz olacaktır. Adi Kefalet Nedir? Kaynağa göre kefalet adi kefalet veya müteselsil kefalet şeklinde düzenlenebilir. Adi kefalette kural olarak alacaklı, doğrudan kefile başvuramaz. Öncelikle asıl borçluya başvurması gerekir. Ancak kaynakta bazı hâllerde doğrudan kefile başvurulabileceği belirtilmektedir. Bunlar; Borçlu aleyhine takip sonunda kesin aciz belgesi alınması, Türkiye’de borçlu hakkında takip yapılmasının imkânsız veya önemli ölçüde güç hâle gelmesi, Borçlunun iflasına karar verilmesi, Borçluya konkordato mehli verilmesi, durumlarıdır. Müteselsil Kefalet Nedir? Müteselsil kefalette alacaklının kefile başvurabilmesi daha farklıdır. Yüklenen kaynağa göre müteselsil kefalet hâlinde alacaklı, asıl borçluyu takip etmeden doğrudan kefili takip edebilir. Bu nedenle kira sözleşmesine kefil olunurken kefaletin adi mi yoksa müteselsil mi olduğu büyük önem taşımaktadır. Kira Sözleşmesinde Kefalet Türü Belirtilmemişse Ne Olur? Yüklenen kaynakta, kira sözleşmesindeki kefaletin müteselsil kefalet olduğuna dair açık bir ifade bulunmaması hâlinde kefaletin adi kefalet olarak kabul edilmesi gerektiği belirtilmektedir. Bu nedenle yalnızca “kefilim” şeklindeki genel bir ifadenin hukuki sonuçları ile açıkça “müteselsil kefil” olarak düzenlenen bir hükmün sonuçları aynı olmayabilir. Kefil Kira Borçlarından Sorumlu mudur? Kefilin hangi borçlardan sorumlu olduğu öncelikle kefalet sözleşmesinin kapsamına göre değerlendirilmelidir. Kaynağa göre kefil kira sözleşmesinde kira bedellerinden sorumlu olmayı üstlenmişse, bu kapsamda sorumluluğu doğabilir. Ancak bu durum kefilin kira ilişkisinden kaynaklanan her türlü zarardan otomatik olarak sorumlu olduğu anlamına gelmez. Kefil Kiralanana Verilen Zarardan Sorumlu mudur? Yüklenen kaynakta bu konuda önemli bir ayrım yapılmaktadır. Kaynağa göre kefil yalnızca kira bedellerinden sorumlu olacak şekilde kefalet vermişse; Kötü kullanma, Kiralanana zarar verme, Onarım süresi nedeniyle ortaya çıkan zararlar, gibi borçlardan sorumlu tutulamaz. Dolayısıyla kefilin sorumluluğunun kapsamını belirlerken kefalet beyanındaki ifadelerin dikkatle incelenmesi gerekir. Kira Sözleşmesi Uzarsa Kefilin Sorumluluğu Devam Eder mi? Kira sözleşmesinin uzaması durumunda kefilin sorumluluğunun otomatik şekilde sınırsız olarak devam ettiği kabul edilmemektedir. Yüklenen kaynağa göre kefilin sorumluluğunun sözleşmenin uzaması hâlinde de devam etmesi isteniyorsa bu hususun kira sözleşmesinde açıkça belirtilmesi gerekir. Aksi durumda, miktarı ve süresi belirlenmemiş veya uzama dönemleri açısından belirsiz olan bir kefalet ilişkisinde kaynağa göre kefilin sorumluluğu bir yıl ile sınırlı kabul edilmektedir. Kefilin Sorumluluk Süresi Neden Önemlidir? Kefilin sorumluluğunun hangi dönemi kapsadığı özellikle uzun süre devam eden kira ilişkilerinde önem taşımaktadır. Kira sözleşmesinin her yıl uzaması, başlangıçta verilen kefaletin kendiliğinden ve süresiz şekilde tüm yenileme dönemlerine yayıldığı anlamına gelmeyebilir. Bu nedenle; Kefalet süresi, Kira dönemleri, Uzama hâlindeki sorumluluk, Sorumlu olunan azami tutar, sözleşmede açık şekilde düzenlenmelidir. Kefil Hakkında İcra Takibi Başlatılabilir mi? Evet, ancak bunun şartları kefalet türüne göre değişir. Kaynağa göre müteselsil kefil hakkında, kanuni şartların bulunması hâlinde doğrudan icra takibi başlatılması mümkündür. Adi kefalette ise kural olarak öncelikle asıl borçluya başvurulması gerekir. Bu nedenle kefile yönelik icra takibi başlatılmadan önce kefalet türünün doğru belirlenmesi önemlidir. Kefil Hakkında Tahliye Kararı Verilebilir mi? Hayır. Yüklenen kaynak bu konuda açık şekilde, adi veya müteselsil kefil olması fark etmeksizin kefil hakkında tahliye kararı verilemeyeceğini belirtmektedir. Tahliye talebi kiracıya ve kira ilişkisinin tarafı olan kişiye yöneliktir. Kefilin sorumluluğu ise üstlendiği borçlar çerçevesinde mali niteliktedir. Kefil Tahliye Davasında Davalı Gösterilebilir mi? Tahliye davasının amacı kiralananın boşaltılmasıdır. Kaynağın belirttiği üzere kefil hakkında tahliye kararı verilemeyeceğinden, kefilin kira alacağına ilişkin mali sorumluluğu ile tahliye talebi birbirinden ayrılmalıdır. Bu nedenle tahliye davasında tarafların ve taleplerin doğru belirlenmesi önem taşımaktadır. Kiraya Veren Doğrudan Müteselsil Kefile Başvurabilir mi? Yüklenen kaynağa göre evet. Kefalet açıkça müteselsil kefalet olarak düzenlenmişse alacaklı, asıl borçluyu takip etmeden kefile başvurabilir. Ancak bunun için kefalet sözleşmesinin geçerli olması ve talep edilen borcun kefalet kapsamına girmesi gerekir. Kefilin Eşinin Rızası Neden Önemlidir? Kaynakta kefalet sözleşmesinin geçerlilik koşulları arasında kefilin eşinin rızası da sayılmaktadır. Bu nedenle kefilin evli olması hâlinde, kefalet düzenlenirken eş rızasına ilişkin kanuni şartların yerine getirilip getirilmediğinin kontrol edilmesi gerekir. Kefalet Yazılı Olmak Zorunda mıdır? Evet. Yüklenen kaynak, kefalet sözleşmesinin geçerliliği için yazılı şekilde yapılması gerektiğini açıkça belirtmektedir. Bu nedenle yalnızca sözlü şekilde verilen bir kefalet beyanının geçerliliği aynı şekilde değerlendirilemez. Kira Sözleşmesinde Kefalet Maddesi Nasıl Hazırlanmalıdır? Kefalet maddesi hazırlanırken özellikle; Kefilin kimliği, Kefalet türü, Kefilin sorumlu olduğu borçlar, Sorumluluk süresi, Sözleşmenin uzaması hâlindeki durum, Sorumluluk kapsamı, açık şekilde düzenlenmelidir. Belirsiz ifadeler ileride kiraya veren, kiracı ve kefil arasında hukuki uyuşmazlıklara neden olabilir. Tahliye Davalarında Kefilin Hukuki Sorumluluğu Yüklenen kaynakta tahliye davalarında kefilin hukuki sorumluluğunun hem kanuni düzenlemeler hem de Yargıtay kararları doğrultusunda değerlendirilmesi gerektiği belirtilmektedir. Özellikle; Kefaletin geçerli olup olmadığı, Adi veya müteselsil kefalet bulunması, Kefilin hangi borçlardan sorumlu olduğu, Sorumluluk süresinin devam edip etmediği, Tahliye talebinin kefile yöneltilip yöneltilemeyeceği, ayrı ayrı değerlendirilmelidir. İstanbul'da Kira Hukuku Uyuşmazlıkları İstanbul’da kira hukukunda; Kira alacakları, Tahliye davaları, Kefilin sorumluluğu, Kira sözleşmesinin hazırlanması, İcra takipleri, Kira tespit davaları, Tahliye taahhütleri, gibi birçok uyuşmazlık ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle İstanbul kira avukatı, Ümraniye kira avukatı, Ataşehir kira avukatı, Üsküdar kira avukatı ve Çekmeköy kira avukatı desteğiyle kira sözleşmesinin ve kefalet hükümlerinin hukuki açıdan değerlendirilmesi önemlidir. Kira Avukatı Seçerken Nelere Dikkat Edilmelidir? Kira hukuku alanında avukat seçerken; Kira sözleşmeleri konusundaki deneyim, Kefalet hükümlerine hâkimiyet, Tahliye davalarındaki tecrübe, İcra hukuku bilgisi, Türk Borçlar Kanunu uygulamasına hâkimiyet, Güncel Yargıtay kararlarını takip etme, gibi kriterlerin değerlendirilmesi faydalı olabilir. Sonuç Kira sözleşmesinde kefilin hukuki sorumluluğu, kefaletin geçerliliğine, türüne, süresine ve kapsamına göre belirlenmektedir. Kefaletin geçerli olması için kaynakta mevcut ve geçerli bir asıl borç, yazılı şekil ve kefilin eşinin rızası temel koşullar arasında gösterilmektedir. Ayrıca müteselsil kefalette kiraya verenin doğrudan kefile başvurabilmesine karşılık adi kefalette kural olarak önce asıl borçluya başvurulması gerekir. Kefilin sorumluluğunun sözleşmenin uzamasıyla devam edebilmesi için bunun sözleşmede açıkça düzenlenmesi önem taşımaktadır. Ayrıca kefil yalnızca kira bedellerinden sorumluluk üstlenmişse kiralananın kötü kullanılması veya zarar görmesi gibi başka kalemlerden sorumlu tutulamayacağı ve kefil hakkında tahliye kararı verilemeyeceği kaynakta açıkça belirtilmektedir. Bu nedenle kira sözleşmesinde kefil, kefilin hukuki sorumluluğu, müteselsil kefil, adi kefalet, İstanbul kira avukatı, Ümraniye kira avukatı, Ataşehir kira avukatı, Üsküdar kira avukatı ve Çekmeköy kira avukatı gibi konuların somut kira sözleşmesine göre değerlendirilmesi önem taşımaktadır.  

Kira Sözleşmesinde Kefilin Hukuki Sorumluluğu Nedir? Şartları ve Tahliye Davalarındaki Durumu

Kira sözleşmelerinde kiracının borçlarını yerine getirmemesi ihtimaline karşı üçüncü bir kişinin kefil olarak sözleşmeye dâhil edilmesi sık karşılaşılan bir uygulamadır. Ancak kefilin sorumluluğu sınırsız değildir. Kefaletin geçerli olabilmesi için kanunda öngörülen şartların bulunması, kefalet türünün doğru belirlenmesi ve kefilin hangi borçlardan hangi süreyle sorumlu olduğunun açık olması gerekir.

Bu nedenle İstanbul kira avukatı, Ümraniye kira avukatı, Ataşehir kira avukatı, Üsküdar kira avukatı ve Çekmeköy kira avukatı desteğiyle kira sözleşmesindeki kefalet hükümlerinin değerlendirilmesi, hem kiraya veren hem de kefil açısından hak kayıplarının önlenmesine katkı sağlayabilir.

Kira Avukatı Nedir?

Kira avukatı, kiracı ile kiraya veren arasındaki kira ilişkisinden kaynaklanan hukuki uyuşmazlıklarda danışmanlık ve dava takibi yapan avukattır.

Kira hukuku kapsamında;

  • Kira sözleşmeleri,

  • Kefalet hükümleri,

  • Tahliye davaları,

  • Kira alacakları,

  • İcra takipleri,

  • Tahliye taahhüdü,

  • Kira tespit davaları,

  • Depozito uyuşmazlıkları,

gibi birçok farklı konu bulunmaktadır.

Kefalet Sözleşmesi Nedir?

Yüklenen kaynağa göre kefalet sözleşmesi, esas itibarıyla asıl borçlunun alacaklıya olan borcunu ödeyeceğinin kefil tarafından taahhüt edilmesidir. Kefalet, Türk Borçlar Kanunu’nun 581 ve devamı maddelerinde düzenlenmektedir.

Kira ilişkilerinde asıl borçlu kiracı, alacaklı ise kiraya verendir. Kefil de kiracının belirli borçları yerine getirmemesi hâlinde kanuni ve sözleşmesel şartlar çerçevesinde sorumluluk üstlenebilir.

Kira Sözleşmesinde Kefaletin Geçerlilik Şartları Nelerdir?

Yüklenen kaynakta kefalet sözleşmesinin geçerliliği için bazı temel şartların bulunması gerektiği belirtilmektedir.

Bunlar arasında;

  • Mevcut ve geçerli bir asıl borcun bulunması,

  • Kefalet sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması,

  • Kefilin eşinin rızasının bulunması,

yer almaktadır.

Kaynağa göre asıl borcun sözleşmenin kurulduğu sırada imkânsız veya hukuka ve ahlaka aykırı olması hâlinde kefalet sözleşmesi de geçersiz olacaktır.

Adi Kefalet Nedir?

Kaynağa göre kefalet adi kefalet veya müteselsil kefalet şeklinde düzenlenebilir.

Adi kefalette kural olarak alacaklı, doğrudan kefile başvuramaz. Öncelikle asıl borçluya başvurması gerekir.

Ancak kaynakta bazı hâllerde doğrudan kefile başvurulabileceği belirtilmektedir. Bunlar;

  • Borçlu aleyhine takip sonunda kesin aciz belgesi alınması,

  • Türkiye’de borçlu hakkında takip yapılmasının imkânsız veya önemli ölçüde güç hâle gelmesi,

  • Borçlunun iflasına karar verilmesi,

  • Borçluya konkordato mehli verilmesi,

durumlarıdır.

Müteselsil Kefalet Nedir?

Müteselsil kefalette alacaklının kefile başvurabilmesi daha farklıdır.

Yüklenen kaynağa göre müteselsil kefalet hâlinde alacaklı, asıl borçluyu takip etmeden doğrudan kefili takip edebilir.

Bu nedenle kira sözleşmesine kefil olunurken kefaletin adi mi yoksa müteselsil mi olduğu büyük önem taşımaktadır.

Kira Sözleşmesinde Kefalet Türü Belirtilmemişse Ne Olur?

Yüklenen kaynakta, kira sözleşmesindeki kefaletin müteselsil kefalet olduğuna dair açık bir ifade bulunmaması hâlinde kefaletin adi kefalet olarak kabul edilmesi gerektiği belirtilmektedir.

Bu nedenle yalnızca “kefilim” şeklindeki genel bir ifadenin hukuki sonuçları ile açıkça “müteselsil kefil” olarak düzenlenen bir hükmün sonuçları aynı olmayabilir.

Kefil Kira Borçlarından Sorumlu mudur?

Kefilin hangi borçlardan sorumlu olduğu öncelikle kefalet sözleşmesinin kapsamına göre değerlendirilmelidir.

Kaynağa göre kefil kira sözleşmesinde kira bedellerinden sorumlu olmayı üstlenmişse, bu kapsamda sorumluluğu doğabilir. Ancak bu durum kefilin kira ilişkisinden kaynaklanan her türlü zarardan otomatik olarak sorumlu olduğu anlamına gelmez.

Kefil Kiralanana Verilen Zarardan Sorumlu mudur?

Yüklenen kaynakta bu konuda önemli bir ayrım yapılmaktadır.

Kaynağa göre kefil yalnızca kira bedellerinden sorumlu olacak şekilde kefalet vermişse;

  • Kötü kullanma,

  • Kiralanana zarar verme,

  • Onarım süresi nedeniyle ortaya çıkan zararlar,

gibi borçlardan sorumlu tutulamaz.

Dolayısıyla kefilin sorumluluğunun kapsamını belirlerken kefalet beyanındaki ifadelerin dikkatle incelenmesi gerekir.

Kira Sözleşmesi Uzarsa Kefilin Sorumluluğu Devam Eder mi?

Kira sözleşmesinin uzaması durumunda kefilin sorumluluğunun otomatik şekilde sınırsız olarak devam ettiği kabul edilmemektedir.

Yüklenen kaynağa göre kefilin sorumluluğunun sözleşmenin uzaması hâlinde de devam etmesi isteniyorsa bu hususun kira sözleşmesinde açıkça belirtilmesi gerekir.

Aksi durumda, miktarı ve süresi belirlenmemiş veya uzama dönemleri açısından belirsiz olan bir kefalet ilişkisinde kaynağa göre kefilin sorumluluğu bir yıl ile sınırlı kabul edilmektedir.

Kefilin Sorumluluk Süresi Neden Önemlidir?

Kefilin sorumluluğunun hangi dönemi kapsadığı özellikle uzun süre devam eden kira ilişkilerinde önem taşımaktadır.

Kira sözleşmesinin her yıl uzaması, başlangıçta verilen kefaletin kendiliğinden ve süresiz şekilde tüm yenileme dönemlerine yayıldığı anlamına gelmeyebilir.

Bu nedenle;

  • Kefalet süresi,

  • Kira dönemleri,

  • Uzama hâlindeki sorumluluk,

  • Sorumlu olunan azami tutar,

sözleşmede açık şekilde düzenlenmelidir.

Kefil Hakkında İcra Takibi Başlatılabilir mi?

Evet, ancak bunun şartları kefalet türüne göre değişir.

Kaynağa göre müteselsil kefil hakkında, kanuni şartların bulunması hâlinde doğrudan icra takibi başlatılması mümkündür. Adi kefalette ise kural olarak öncelikle asıl borçluya başvurulması gerekir.

Bu nedenle kefile yönelik icra takibi başlatılmadan önce kefalet türünün doğru belirlenmesi önemlidir.

Kefil Hakkında Tahliye Kararı Verilebilir mi?

Hayır.

Yüklenen kaynak bu konuda açık şekilde, adi veya müteselsil kefil olması fark etmeksizin kefil hakkında tahliye kararı verilemeyeceğini belirtmektedir.

Tahliye talebi kiracıya ve kira ilişkisinin tarafı olan kişiye yöneliktir. Kefilin sorumluluğu ise üstlendiği borçlar çerçevesinde mali niteliktedir.

Kefil Tahliye Davasında Davalı Gösterilebilir mi?

Tahliye davasının amacı kiralananın boşaltılmasıdır. Kaynağın belirttiği üzere kefil hakkında tahliye kararı verilemeyeceğinden, kefilin kira alacağına ilişkin mali sorumluluğu ile tahliye talebi birbirinden ayrılmalıdır.

Bu nedenle tahliye davasında tarafların ve taleplerin doğru belirlenmesi önem taşımaktadır.

Kiraya Veren Doğrudan Müteselsil Kefile Başvurabilir mi?

Yüklenen kaynağa göre evet.

Kefalet açıkça müteselsil kefalet olarak düzenlenmişse alacaklı, asıl borçluyu takip etmeden kefile başvurabilir.

Ancak bunun için kefalet sözleşmesinin geçerli olması ve talep edilen borcun kefalet kapsamına girmesi gerekir.

Kefilin Eşinin Rızası Neden Önemlidir?

Kaynakta kefalet sözleşmesinin geçerlilik koşulları arasında kefilin eşinin rızası da sayılmaktadır.

Bu nedenle kefilin evli olması hâlinde, kefalet düzenlenirken eş rızasına ilişkin kanuni şartların yerine getirilip getirilmediğinin kontrol edilmesi gerekir.

Kefalet Yazılı Olmak Zorunda mıdır?

Evet.

Yüklenen kaynak, kefalet sözleşmesinin geçerliliği için yazılı şekilde yapılması gerektiğini açıkça belirtmektedir.

Bu nedenle yalnızca sözlü şekilde verilen bir kefalet beyanının geçerliliği aynı şekilde değerlendirilemez.

Kira Sözleşmesinde Kefalet Maddesi Nasıl Hazırlanmalıdır?

Kefalet maddesi hazırlanırken özellikle;

  • Kefilin kimliği,

  • Kefalet türü,

  • Kefilin sorumlu olduğu borçlar,

  • Sorumluluk süresi,

  • Sözleşmenin uzaması hâlindeki durum,

  • Sorumluluk kapsamı,

açık şekilde düzenlenmelidir.

Belirsiz ifadeler ileride kiraya veren, kiracı ve kefil arasında hukuki uyuşmazlıklara neden olabilir.

Tahliye Davalarında Kefilin Hukuki Sorumluluğu

Yüklenen kaynakta tahliye davalarında kefilin hukuki sorumluluğunun hem kanuni düzenlemeler hem de Yargıtay kararları doğrultusunda değerlendirilmesi gerektiği belirtilmektedir.

Özellikle;

  • Kefaletin geçerli olup olmadığı,

  • Adi veya müteselsil kefalet bulunması,

  • Kefilin hangi borçlardan sorumlu olduğu,

  • Sorumluluk süresinin devam edip etmediği,

  • Tahliye talebinin kefile yöneltilip yöneltilemeyeceği,

ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

İstanbul'da Kira Hukuku Uyuşmazlıkları

İstanbul’da kira hukukunda;

  • Kira alacakları,

  • Tahliye davaları,

  • Kefilin sorumluluğu,

  • Kira sözleşmesinin hazırlanması,

  • İcra takipleri,

  • Kira tespit davaları,

  • Tahliye taahhütleri,

gibi birçok uyuşmazlık ortaya çıkmaktadır.

Bu nedenle İstanbul kira avukatı, Ümraniye kira avukatı, Ataşehir kira avukatı, Üsküdar kira avukatı ve Çekmeköy kira avukatı desteğiyle kira sözleşmesinin ve kefalet hükümlerinin hukuki açıdan değerlendirilmesi önemlidir.

Kira Avukatı Seçerken Nelere Dikkat Edilmelidir?

Kira hukuku alanında avukat seçerken;

  • Kira sözleşmeleri konusundaki deneyim,

  • Kefalet hükümlerine hâkimiyet,

  • Tahliye davalarındaki tecrübe,

  • İcra hukuku bilgisi,

  • Türk Borçlar Kanunu uygulamasına hâkimiyet,

  • Güncel Yargıtay kararlarını takip etme,

gibi kriterlerin değerlendirilmesi faydalı olabilir.

Sonuç

Kira sözleşmesinde kefilin hukuki sorumluluğu, kefaletin geçerliliğine, türüne, süresine ve kapsamına göre belirlenmektedir. Kefaletin geçerli olması için kaynakta mevcut ve geçerli bir asıl borç, yazılı şekil ve kefilin eşinin rızası temel koşullar arasında gösterilmektedir. Ayrıca müteselsil kefalette kiraya verenin doğrudan kefile başvurabilmesine karşılık adi kefalette kural olarak önce asıl borçluya başvurulması gerekir.

Kefilin sorumluluğunun sözleşmenin uzamasıyla devam edebilmesi için bunun sözleşmede açıkça düzenlenmesi önem taşımaktadır. Ayrıca kefil yalnızca kira bedellerinden sorumluluk üstlenmişse kiralananın kötü kullanılması veya zarar görmesi gibi başka kalemlerden sorumlu tutulamayacağı ve kefil hakkında tahliye kararı verilemeyeceği kaynakta açıkça belirtilmektedir.

Bu nedenle kira sözleşmesinde kefil, kefilin hukuki sorumluluğu, müteselsil kefil, adi kefalet, İstanbul kira avukatı, Ümraniye kira avukatı, Ataşehir kira avukatı, Üsküdar kira avukatı ve Çekmeköy kira avukatı gibi konuların somut kira sözleşmesine göre değerlendirilmesi önem taşımaktadır.

 

İlgili Yazılar

Bu konuya yakın diğer blog yazılarımızı da inceleyebilirsiniz.