Tapu İptal ve Tescil Davaları - Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Nedeniyle Tapu Uyuşmazlıkları | Üsküdar
Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, özellikle aile içinde taşınmazların çocuklardan veya yakınlardan birine devredildiği durumlarda önemli tapu uyuşmazlıklarına neden olabilen sözleşme türlerinden biridir.
Bir kişi, yaşamının geri kalanında kendisine bakılması ve gözetilmesi karşılığında evini, arsasını, iş yerini veya başka bir malvarlığı değerini bakım borçlusuna devredebilir. Türk Borçlar Kanunu'nun 611. maddesi ölünceye kadar bakma sözleşmesini, bakım borçlusunun bakım alacaklısını ölünceye kadar bakıp gözetmeyi; bakım alacaklısının ise bir malvarlığını veya bazı malvarlığı değerlerini ona devretmeyi üstlendiği sözleşme olarak tanımlamaktadır.
Ancak uygulamada uyuşmazlık çoğu zaman sözleşmenin adından değil, gerçekte hangi amaçla yapıldığından kaynaklanır.
Örneğin mirasbırakanın bir taşınmazını çocuklarından birine ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle devretmesi halinde diğer mirasçılar;
-
sözleşmenin gerçekte bakım amacı taşımadığını,
-
mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla düzenlendiğini,
-
bakım borcunun yerine getirilmediğini,
-
sözleşmenin şekil şartlarına aykırı olduğunu,
-
mirasbırakanın işlem tarihinde hukuki işlem ehliyetinin bulunmadığını,
-
görünürdeki bakım sözleşmesinin gerçekte bağış niteliğinde olduğunu
ileri sürebilir.
Bu iddiaların hukuki dayanakları ve doğurabilecekleri sonuçlar birbirinden farklıdır. Dolayısıyla Üsküdar tapu iptal ve tescil davası, Üsküdar miras avukatı, ölünceye kadar bakma sözleşmesi, ölünceye kadar bakma sözleşmesinin iptali, muris muvazaası, mirastan mal kaçırma, bakım karşılığı tapu devri ve İstanbul Anadolu Yakası tapu avukatı kapsamında değerlendirme yapılırken öncelikle uyuşmazlığın gerçek hukuki sebebinin belirlenmesi gerekir.
Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Nedir?
Türk Borçlar Kanunu'nun 611. maddesine göre ölünceye kadar bakma sözleşmesinde iki temel edim bulunur.
Bakım borçlusu, bakım alacaklısına ölünceye kadar bakmayı ve onu gözetmeyi üstlenir.
Bakım alacaklısı ise bunun karşılığında malvarlığını veya belirli malvarlığı değerlerini bakım borçlusuna devretmeyi üstlenir.
Bu nedenle ölünceye kadar bakma sözleşmesi kural olarak karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmedir.
Taşınmazın devri karşılıksız bir kazandırma olarak değil, bakım ve gözetim ediminin karşılığı olarak gerçekleştirilebilir.
Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Bağış mıdır?
Kural olarak hayır.
Geçerli ve gerçek bir ölünceye kadar bakma sözleşmesinde bakım alacaklısının malvarlığı devrine karşılık bakım borçlusu da bakım ve gözetim yükümlülüğü üstlenmektedir.
Bu nedenle sözleşmenin gerçek niteliğinin belirlenmesinde yalnızca taşınmazın devredilmiş olması yeterli değildir.
Tarafların gerçek iradesi araştırılmalıdır.
Uyuşmazlığın temel noktalarından biri de tam olarak budur: Tapuda ölünceye kadar bakma sözleşmesi görünümünde yapılan işlem gerçekten bakım karşılığı mı gerçekleştirilmiştir, yoksa görünürdeki sözleşmenin arkasında karşılıksız bir kazandırma ve mirasçılardan mal kaçırma amacı mı bulunmaktadır?
Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesinin Tarafları Kimlerdir?
Sözleşmenin iki temel tarafı vardır:
Bakım alacaklısı: Malvarlığını veya bazı malvarlığı değerlerini devretmeyi üstlenen ve karşılığında yaşamı boyunca bakım ve gözetim bekleyen kişidir.
Bakım borçlusu: Devredilen malvarlığı karşılığında bakım alacaklısına ölünceye kadar bakmayı ve onu gözetmeyi üstlenen kişidir.
Bakım borçlusunun mutlaka bakım alacaklısının çocuğu veya akrabası olması gerekmez.
Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesinde Hangi Mallar Devredilebilir?
Türk Borçlar Kanunu'nun 611. maddesi bir malvarlığının veya bazı malvarlığı değerlerinin devrinden söz etmektedir.
Uygulamada uyuşmazlıkların önemli bölümü;
-
konut,
-
arsa,
-
tarla,
-
iş yeri,
-
bağımsız bölüm,
-
taşınmaz hissesi
gibi taşınmazların devri nedeniyle ortaya çıkmaktadır.
Taşınmazın ölünceye kadar bakma sözleşmesi karşılığında devredilmiş olması, sözleşmenin niteliğinin ve tapu işleminin ayrıca incelenmesini gerektirir.
Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesinin Şekli Nasıl Olmalıdır?
Türk Borçlar Kanunu'nun 612. maddesine göre ölünceye kadar bakma sözleşmesi, mirasçı atanmasını içermese bile, miras sözleşmesi şeklinde yapılmadıkça geçerli olmaz.
Devletçe tanınmış bir bakım kurumu tarafından yetkili makamların belirlediği koşullara uygun şekilde yapılan sözleşmeler bakımından ise kanunda yazılı şeklin yeterli olacağına ilişkin özel düzenleme bulunmaktadır.
Dolayısıyla sözleşmenin geçerliliği değerlendirilirken yalnızca tarafların bakım konusunda anlaşmış olmaları yeterli görülmemeli, kanunun aradığı şekil koşulları da incelenmelidir.
Sözlü Ölünceye Kadar Bakma Anlaşması Geçerli midir?
Kanunun aradığı şekle uyulmayan bir anlaşmanın geçerli bir ölünceye kadar bakma sözleşmesi olarak kabul edilmesi mümkün olmayabilir.
Türk Borçlar Kanunu'nun 612. maddesi sözleşmenin şekline ilişkin açık bir geçerlilik koşulu öngörmektedir.
Bu nedenle "bana ölünceye kadar bakarsan evimi sana bırakacağım" şeklindeki sözlü bir vaat ile kanunun öngördüğü biçimde kurulmuş ölünceye kadar bakma sözleşmesi aynı hukuki sonucu doğurmaz.
Bakım Borçlusunun Mirasçı Atanması Mümkün müdür?
Evet.
Türk Borçlar Kanunu'nun 611. maddesinin ikinci fıkrasına göre bakım borçlusu, bakım alacaklısı tarafından mirasçı atanmışsa ölünceye kadar bakma sözleşmesine miras sözleşmesine ilişkin hükümler uygulanır.
Dolayısıyla sözleşmenin malvarlığının sağlığında devredildiği model ile bakım borçlusunun mirasçı atandığı model arasında hukuki yapı bakımından farklılıklar bulunabilir.
Taşınmaz Bakım Borçlusuna Hemen Devredilebilir mi?
Ölünceye kadar bakma ilişkilerinde taşınmazın bakım borçlusuna devredilmesi mümkündür.
Kanun da taşınmazını bakım borçlusuna devreden bakım alacaklısını özel olarak koruyan bir güvence düzenlemiştir.
Türk Borçlar Kanunu'nun 613. maddesine göre taşınmazını bakım borçlusuna devretmiş olan bakım alacaklısı, haklarını güvence altına almak amacıyla söz konusu taşınmaz üzerinde satıcı gibi yasal ipotek hakkına sahiptir.
Bakım Alacaklısının Yasal İpotek Hakkı Nedir?
Bakım alacaklısı taşınmazı devretmiş olsa dahi bakım borçlusunun sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmemesi riskine karşı tamamen korumasız değildir.
TBK m.613 bu nedenle bakım alacaklısına, devrettiği taşınmaz üzerinde satıcıya benzer bir yasal ipotek hakkı tanımaktadır.
Bu güvence özellikle taşınmazın mülkiyetinin sözleşmenin başında bakım borçlusuna geçirildiği durumlarda önem taşır.
Bakım Borçlusunun Yükümlülükleri Nelerdir?
Türk Borçlar Kanunu'nun 614. maddesine göre bakım borçlusu, aldığı malların değeri ve bakım alacaklısının daha önce sahip olduğu sosyal durum dikkate alınarak hakkaniyetin gerektirdiği edimleri yerine getirmekle yükümlüdür.
Kanun özellikle;
-
uygun gıda sağlanmasını,
-
uygun konut sağlanmasını,
-
hastalık halinde gerekli özenin gösterilmesini,
-
gerekli tedavinin sağlanmasını
bakım borcunun kapsamı içinde belirtmektedir.
Dolayısıyla bakım yükümlülüğü yalnızca zaman zaman ziyaret etmek veya belirli miktarda para vermekten ibaret değildir.
Bakım Alacaklısının Bakım İhtiyacı Sözleşme Anında Başlamış Olmalı mıdır?
Ölünceye kadar bakma sözleşmesinin amacı gelecekte ortaya çıkabilecek bakım ve gözetim ihtiyacını da kapsayabilir.
Bu nedenle somut uyuşmazlıkta yalnızca "sözleşme yapıldığında sağlıklıydı" şeklindeki bir olgudan hareketle sözleşmenin otomatik olarak geçersiz olduğu sonucuna gidilmemelidir.
Asıl değerlendirme sözleşmenin gerçek amacı, tarafların ilişkisi ve bakım borcunun fiilen nasıl yerine getirildiği üzerinden yapılmalıdır.
Yaşlı Olmayan Bir Kişi Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Yapabilir mi?
Kanundaki tanım sözleşmenin yalnızca belirli bir yaşın üzerindeki kişiler tarafından yapılabileceğine ilişkin bir yaş sınırı öngörmemektedir.
Bu nedenle kişinin yalnızca ileri yaşta olmaması sözleşmenin geçersiz olduğu anlamına gelmez.
Ancak somut uyuşmazlıkta tarafların sözleşmeyi neden yaptığı, bakım beklentisinin gerçek olup olmadığı ve işlemin başka bir amacı gizleyip gizlemediği incelenebilir.
Bakım Borcu Sadece Fiziksel Bakım mıdır?
Hayır.
TBK m.614'te bakım borcu geniş bir çerçevede düzenlenmiştir.
Uygun gıda ve konut sağlama, hastalıkta gerekli özeni gösterme ve tedaviyi sağlama açıkça sayılmıştır.
Somut sözleşmenin kapsamına ve tarafların yaşam biçimine göre gözetim ve destek yükümlülükleri de değerlendirmeye dahil olabilir.
Bakım Alacaklısı Bakım Borçlusuyla Aynı Evde Yaşamak Zorunda mıdır?
Türk Borçlar Kanunu'nun 614. maddesinde bakım alacaklısının sözleşmenin kurulmasıyla bakım borçlusunun aile topluluğuna katılacağı düzenlenmektedir.
Ancak uyuşmazlıklarda bakımın fiilen hangi yöntemle gerçekleştirildiği somut olayın koşulları çerçevesinde değerlendirilmelidir.
Tarafların ayrı evlerde yaşamış olması tek başına bakım borcunun hiç yerine getirilmediğini göstermeyebilir.
Önemli olan sözleşmeyle üstlenilen bakım ve gözetim edimlerinin fiilen sağlanıp sağlanmadığıdır.
Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Mirasçılardan Mal Kaçırmak İçin Kullanılabilir mi?
Uygulamadaki en önemli uyuşmazlıklardan biri budur.
Görünürde ölünceye kadar bakma sözleşmesi yapılmış olsa bile, gerçek iradenin mirasçıları miras hakkından yoksun bırakmak amacıyla karşılıksız kazandırma yapmak olduğu iddia edilebilir.
Bu durumda muris muvazaası hukuki sebebi gündeme gelebilir.
Yargıtay kararlarında da muris muvazaası, mirasbırakanın mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak amacıyla yaptığı karşılıksız kazandırmaları satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi gibi göstermesi bağlamında ele alınmaktadır.
Muris Muvazaası Nedir?
Muris muvazaası, uygulamada "mirastan mal kaçırma" olarak da adlandırılan bir hukuki uyuşmazlıktır.
Temel iddia, mirasbırakanın gerçekte bağışlamak istediği taşınmazı görünürde satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi gibi göstererek diğer mirasçıların miras haklarını etkilediğidir.
Burada yalnızca tapudaki işlemin adı değil, mirasbırakanın gerçek iradesi önem taşır.
Her Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Muris Muvazaası mıdır?
Hayır.
Bir kişinin gerçekten bakım ve gözetim ihtiyacını karşılamak amacıyla malvarlığının bir bölümünü kendisine bakmayı üstlenen kişiye devretmesi mümkündür.
Böyle bir işlem yalnızca diğer mirasçıların daha az mal edinmesine yol açtığı için kendiliğinden muvazaalı hale gelmez.
Muris muvazaası iddiasında görünürdeki sözleşmenin gerçek iradeyi yansıtmadığı ve karşılıksız kazandırmanın gizlendiği ileri sürülmektedir.
Mirasbırakanın Bir Çocuğuna Taşınmaz Devretmesi Tek Başına Muvazaa mıdır?
Hayır.
Mirasbırakanın çocuklarından yalnızca biriyle ölünceye kadar bakma sözleşmesi yapması, tek başına işlemin muvazaalı olduğunu göstermez.
Diğer çocuğa taşınmaz verilmemiş olması da tek başına yeterli değildir.
İşlemin gerçek amacı somut olayın bütün özellikleriyle değerlendirilmelidir.
Mirasbırakanın Tüm Malvarlığını Bir Çocuğuna Devretmesi Önemli midir?
Mirasbırakanın malvarlığının ne kadarını devrettiği, gerçek iradenin araştırılmasında önem taşıyabilecek olgulardan biridir.
Örneğin bakım ihtiyacının kapsamı ile devredilen malvarlığının büyüklüğü arasında olağan dışı bir dengesizlik bulunduğu ileri sürülebilir.
Ancak tek başına malvarlığının önemli bir bölümünün devredilmiş olması otomatik olarak muvazaa sonucuna götürmez.
Sözleşmenin gerçek amacı diğer delillerle birlikte değerlendirilmelidir.
Taşınmazın Değeri ile Bakım Edimi Arasında Fark Olması Sözleşmeyi Geçersiz Kılar mı?
Her değer farkı sözleşmenin geçersiz olduğu anlamına gelmez.
Ölünceye kadar bakım ilişkisinin süresi baştan kesin olarak bilinmediği için edimler arasında matematiksel eşitlik aranması her zaman mümkün değildir.
Bununla birlikte kanun önemli ölçüde oransızlık için özel bir fesih imkanı öngörmektedir.
TBK m.616'ya göre tarafların edimleri arasında önemli ölçüde oransızlık bulunması ve fazla alan tarafın kendisine bağışta bulunulma amacı bulunduğunu ispat edememesi halinde diğer taraf, altı ay önce bildirimde bulunmak koşuluyla sözleşmeyi feshedebilir.
Bakım Borcu Yerine Getirilmezse Ne Olur?
Bakım borçlusunun sözleşmeden kaynaklanan temel yükümlülüklerini yerine getirmemesi sözleşmenin sona erdirilmesi bakımından önemli sonuçlar doğurabilir.
TBK m.617'ye göre sözleşmeden doğan borçlara aykırı davranılması nedeniyle sözleşmenin devamı çekilmez hale gelirse veya başka önemli sebepler sözleşmenin devamını imkansız ya da aşırı ölçüde güç hale getirirse taraflardan her biri sözleşmeyi önel vermeksizin feshedebilir.
Bakım Borçlusunun Hiç Bakmaması Halinde Tapu Geri Alınabilir mi?
Bakım borcunun ciddi biçimde yerine getirilmemesi halinde sözleşmenin feshi ve devredilen malvarlığı bakımından iade sonuçları gündeme gelebilir.
Ancak "bakmadı" iddiası tek başına yeterli değildir.
Sözleşmenin içeriği, tarafların birlikte veya ayrı yaşamaları, sağlık giderleri, günlük ihtiyaçların karşılanması, tanık anlatımları ve diğer deliller incelenmelidir.
TBK m.617 uyarınca haklı nedenle fesih halinde kusurlu taraf aldığı şeyi geri vermek ve kusursuz tarafın uğradığı zarar için uygun tazminat ödemekle yükümlü olabilir.
Bakım Borcunun Kısmen Yerine Getirilmesi Halinde Ne Olur?
Bakım borcunun eksik yerine getirildiği iddialarında ihlalin niteliği ve ağırlığı önemlidir.
Her küçük anlaşmazlık sözleşmenin sona erdirilmesini gerektirmeyebilir.
TBK m.617, sözleşmenin devamının çekilmez hale gelmesi veya önemli sebepler nedeniyle devamının imkansız ya da aşırı ölçüde güçleşmesi ölçütlerini kullanmaktadır.
Bu nedenle uyuşmazlığın ağırlığı somut olayda değerlendirilmelidir.
Tarafların Arası Bozulursa Sözleşme Feshedilebilir mi?
Tarafların yalnızca anlaşmazlık yaşamaları otomatik fesih sebebi değildir.
Ancak uyuşmazlığın ulaştığı boyut sözleşmenin devamını çekilmez hale getiriyorsa TBK m.617 kapsamında değerlendirme yapılabilir.
Özellikle bakım ilişkisinin güven, yakın temas ve günlük destek gerektirdiği durumlarda taraflar arasındaki ağır çatışmanın sözleşmenin ifasına etkisi önemlidir.
Hakim Sözleşmeyi Feshetmek Yerine Başka Bir Çözüm Getirebilir mi?
Evet.
TBK m.617'ye göre hakim, önelsiz fesih koşullarının bulunduğu bir durumda sözleşmenin sona erdirilmesi yerine tarafların aile topluluğu içinde birlikte yaşamalarına son vererek bakım alacaklısına ömür boyu gelir bağlayabilir.
Bu düzenleme ölünceye kadar bakma sözleşmelerinin her uyuşmazlıkta mutlaka tamamen ortadan kaldırılmasının gerekmediğini göstermektedir.
Bakım Borçlusu Ölürse Sözleşme Ne Olur?
Türk Borçlar Kanunu bu durumu ayrıca düzenlemiştir.
TBK m.618'e göre bakım borçlusu ölürse bakım alacaklısı bir yıl içinde sözleşmenin feshini isteyebilir.
Bu durumda bakım alacaklısı, bakım borçlusunun iflası halinde iflas masasından isteyebileceği miktara eşit bir paranın kendisine ödenmesini bakım borçlusunun mirasçılarından talep edebilir.
Dolayısıyla bakım borçlusunun ölümü halinde kanunda özel bir fesih mekanizması bulunmaktadır.
Bakım Alacaklısının Hakkı Başkasına Devredilebilir mi?
TBK m.619'a göre bakım alacaklısı bu hakkını başkasına devredemez.
Bakım ilişkisinin kişisel niteliği bu düzenlemede açık biçimde görülmektedir.
Bakım Borçlusu İflas Ederse Ne Olur?
TBK m.619 bakım borçlusunun iflası halinde de bakım alacaklısını koruyan özel bir düzenleme içermektedir.
Bakım alacaklısı, borçlunun ödemekle yükümlü olduğu dönemsel gelirin elde edilebilmesi için gerekli anapara değerine eşit bir tutarı iflas masasına alacak kaydettirme hakkına sahiptir.
Nafaka Alacaklıları Sözleşmeye İtiraz Edebilir mi?
Belirli koşullarda evet.
TBK m.615'e göre bakım alacaklısı ölünceye kadar bakma sözleşmesi nedeniyle kanunen nafaka yükümlüsü olduğu kişilere karşı yükümlülüğünü yerine getirme imkanını kaybediyorsa, bundan yoksun kalan kişiler sözleşmenin iptalini isteyebilir.
Hakim sözleşmenin tamamen iptali yerine bakım borçlusunun edimlerinden mahsup edilmek üzere bu kişilere nafaka ödenmesine de karar verebilir.
Mirasçıların Tenkis Davası Açma Hakkı Var mıdır?
Türk Borçlar Kanunu'nun 615. maddesi mirasçıların tenkis davası açma haklarının saklı olduğunu açıkça belirtmektedir.
Ancak tenkis davası ile muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil davası aynı hukuki kurum değildir.
Davanın hangi hukuki sebebe dayandığı doğru belirlenmelidir.
Tenkis Davası ile Muris Muvazaası Davası Arasındaki Fark Nedir?
Tenkis davası, saklı payı ihlal eden kazandırmaların kanunda öngörülen ölçüde azaltılmasına yönelik bir miras hukuku yoludur.
Muris muvazaasında ise görünürdeki hukuki işlemin mirasbırakanın gerçek iradesini yansıtmadığı ve gizli bir bağışın bulunduğu ileri sürülür.
Dolayısıyla dava sebepleri, ispat konuları ve hukuki sonuçlar farklıdır.
Ölünceye kadar bakma sözleşmesine ilişkin uyuşmazlıkta önce hangi hukuki sebebin gerçekten mevcut olduğu belirlenmelidir.
Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davası Açılabilir mi?
Evet, uyuşmazlığın hukuki sebebine göre tapu iptal ve tescil talebi gündeme gelebilir.
Örneğin;
-
muris muvazaası,
-
geçersizlik,
-
bakım borcunun ihlali nedeniyle fesih ve iade,
-
ehliyetsizlik
gibi farklı hukuki sebeplerle taşınmazın tapu kaydı tartışma konusu olabilir.
Ancak her sebebin koşulları birbirinden farklıdır.
Bu nedenle dava dilekçesinde yalnızca "ölünceye kadar bakma sözleşmesi geçersizdir" denilmesi yerine hangi hukuki vakıaya ve hangi hukuki sebebe dayanıldığı açıkça ortaya konulmalıdır.
Mirasçılar Bakım Alacaklısı Hayattayken Muris Muvazaası Davası Açabilir mi?
Muris muvazaası, niteliği gereği mirasbırakanın ölümünden sonra miras hakkı doğan kişilerin ileri sürdüğü bir uyuşmazlıktır.
Bakım alacaklısının kendi sözleşmesinden kaynaklanan fesih veya iade talepleri ise farklı hukuki temellere dayanır.
Bu iki durum birbirine karıştırılmamalıdır.
Bakım Alacaklısı Hayattayken Kendisi Dava Açabilir mi?
Evet.
Bakım borçlusunun sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde bakım alacaklısının TBK m.616 ve m.617 kapsamında sözleşmenin sona erdirilmesine ilişkin hakları gündeme gelebilir.
Taşınmaz daha önce devredilmişse sözleşmenin sona ermesinin tapu kaydı üzerindeki sonuçları da talebe konu olabilir.
Bakım Alacaklısı Öldükten Sonra Mirasçılar Hangi İddiaları İleri Sürebilir?
Somut olaya göre mirasçılar;
-
muris muvazaası,
-
ehliyetsizlik,
-
şekil eksikliği,
-
saklı payın ihlali ve tenkis,
-
sözleşmenin geçerliliğine ilişkin diğer nedenler
üzerinden hukuki talepte bulunabilir.
Ancak mirasçıların bakım alacaklısına ait her kişisel hakkı otomatik olarak aynı kapsamda kullanabileceği varsayılmamalıdır.
Her talebin hukuki niteliği ayrıca değerlendirilmelidir.
Muris Muvazaası Nasıl İspatlanır?
Muris muvazaası çoğu zaman doğrudan bir belgeyle ortaya konulamaz.
Çünkü iddia zaten görünürdeki sözleşmenin tarafların gerçek iradesini gizlediği yönündedir.
Bu nedenle tarafların ilişkisi, sözleşmenin yapılma nedeni, bakımın fiilen gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği, devredilen malın mirasbırakanın toplam malvarlığı içindeki yeri ve diğer somut olaylar birlikte değerlendirilebilir.
Yargıtayın resmi içtihat veri tabanındaki kararlarında da muris muvazaasının, karşılıksız kazandırmanın satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi gibi gösterilmesi şeklinde ortaya çıkabileceği kabul edilmektedir.
Tanıkla Muris Muvazaası İspatlanabilir mi?
Tanık anlatımları muris muvazaası uyuşmazlıklarında önemli olabilir.
Mirasbırakanın sözleşmeden önce ve sonra yaptığı açıklamalar, kimin kendisine baktığı, aile ilişkileri ve taşınmaz devrinin arka planı konusunda tanık beyanları kullanılabilir.
Ancak mahkeme tanık anlatımlarını diğer delillerle birlikte değerlendirir.
Bakımın Gerçekten Yapıldığını Nasıl İspatlamak Mümkündür?
Somut olayın özelliklerine göre;
-
hastane ve sağlık kayıtları,
-
ilaç ve tedavi giderleri,
-
banka hareketleri,
-
bakım giderlerine ilişkin belgeler,
-
aynı adreste yaşamaya ilişkin kayıtlar,
-
komşu ve yakınların tanıklıkları,
-
bakım alacaklısının günlük ihtiyaçlarının kim tarafından karşılandığını gösteren belgeler,
-
yazışmalar,
-
resmi kayıtlar
değerlendirilebilir.
Bakımın niteliği gereği her edimin faturayla ispatlanması mümkün olmayabilir. Bu nedenle delillerin bütün halinde değerlendirilmesi önemlidir.
Mirasbırakanın Hastane Masraflarını Ödemek Tek Başına Yeterli midir?
Tek bir masrafın karşılanması veya belirli bir dönemde destek sağlanması, bütün sözleşmenin gereği gibi ifa edildiğini otomatik olarak göstermez.
Aynı şekilde bakım borçlusunun her masrafı şahsen ödememiş olması da tek başına hiç bakım yapmadığı anlamına gelmez.
Bakım ilişkisinin tamamı değerlendirilmelidir.
Mirasbırakanın Bakım İhtiyacını Başka Kişiler de Karşılıyorsa Ne Olur?
Bakım alacaklısına başka aile üyelerinin veya profesyonel kişilerin de destek vermesi mümkündür.
Bu durum tek başına bakım borçlusunun sözleşmeyi ihlal ettiği anlamına gelmez.
Önemli olan bakım borçlusunun üstlendiği yükümlülükleri fiilen yerine getirip getirmediğidir.
Profesyonel Bakıcı Tutulması Sözleşmeye Aykırılık mıdır?
Her durumda değildir.
Bakım alacaklısının ihtiyaçlarının profesyonel destekle karşılanması, somut sözleşmenin içeriğine göre bakım yükümlülüğünün yerine getirilmesinin bir yöntemi olabilir.
Ancak bakım borçlusunun bütün sorumluluğunu tamamen terk ederek bakım alacaklısını yalnız bırakması farklı değerlendirilebilir.
Mirasbırakanın Diğer Çocuklarıyla Arasının Kötü Olması Önemli midir?
Aile ilişkileri, mirasbırakanın taşınmazı neden belirli bir kişiye devrettiğinin değerlendirilmesinde önem taşıyabilecek olgulardan biridir.
Ancak tek başına aile içi anlaşmazlık işlemin hukuki niteliğini belirlemez.
Mahkeme gerçek iradeyi bütün deliller üzerinden değerlendirmelidir.
Mirasbırakanın Bakım Yapan Çocuğunu Ödüllendirmek İstemesi Muvazaa mıdır?
Bakım ve gözetim sağlayan kişiye bunun karşılığında malvarlığı devredilmesi tek başına muvazaa değildir.
Ölünceye kadar bakma sözleşmesinin kanunda düzenlenmesinin temel nedeni zaten bakım karşılığında malvarlığı devrine imkan tanımaktır.
Ancak sözleşme yalnızca görünüşte bakım karşılığı düzenlenmiş, gerçekte bağış yapılmışsa farklı bir hukuki değerlendirme ortaya çıkabilir.
Tapuda İşlemin “Ölünceye Kadar Bakma” Olarak Yazması Davayı Engeller mi?
Hayır.
Tapu kaydındaki işlem türü önemli bir delildir ancak gerçek iradenin araştırılmasına engel değildir.
Muris muvazaası iddiasının özü zaten görünürdeki hukuki işlem ile gerçek iradenin farklı olduğu iddiasıdır.
Bu nedenle yalnızca resmi kayıtta "ölünceye kadar bakma" yazması uyuşmazlığı kendiliğinden sona erdirmez.
Noterde Yapılan Sözleşmeye Karşı Dava Açılabilir mi?
Resmi şekilde düzenlenmiş bir sözleşme güçlü bir hukuki belge olmakla birlikte sözleşmenin ehliyetsizlik, muvazaa veya diğer geçersizlik nedenleriyle tartışılmasını mutlak olarak engellemez.
Ancak resmi belgenin varlığı ispat değerlendirmesinde önem taşır.
Mirasbırakanın Ehliyetsiz Olduğu İleri Sürülebilir mi?
Evet.
Sözleşmenin kurulduğu tarihte mirasbırakanın hukuki işlem ehliyetinin bulunmadığı iddia edilebilir.
Bu durumda uyuşmazlık muris muvazaasından farklı bir hukuki sebebe dayanır.
Önemli olan kişinin sözleşmenin yapıldığı tarihteki durumudur.
İleri Yaş Tek Başına Ehliyetsizlik Anlamına Gelir mi?
Hayır.
Bir kişinin yaşlı olması tek başına hukuki işlem ehliyetinin bulunmadığını göstermez.
Ehliyet değerlendirmesi işlem tarihindeki sağlık ve zihinsel durum üzerinden yapılır.
Gerekli durumlarda sağlık kayıtları ve uzman değerlendirmeleri önem kazanabilir.
Hastane Raporları Ehliyet Davasında Önemli midir?
Evet.
Özellikle işlem tarihine yakın sağlık kayıtları, teşhisler, ilaç kullanımı ve tıbbi değerlendirmeler önem taşıyabilir.
Ancak nihai hukuki değerlendirme mahkemeye aittir.
Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesinde Tapuya Tedbir Konulabilir mi?
Tapu iptal ve tescil davası sırasında taşınmazın üçüncü kişilere devredilmesi ihtimali varsa ihtiyati tedbir talebi gündeme gelebilir.
Tedbir kararı otomatik değildir.
Mahkeme HMK kapsamında tedbir koşullarının bulunup bulunmadığını somut olay üzerinden değerlendirir.
Taşınmaz Üçüncü Kişiye Satılmışsa Ne Olur?
Taşınmazın bakım borçlusu tarafından daha sonra üçüncü kişiye devredilmiş olması davanın hukuki yapısını önemli ölçüde etkileyebilir.
Üçüncü kişinin iyiniyeti, tapu siciline güven ilkesi, devrin niteliği ve davanın dayandığı hukuki sebep ayrıca değerlendirilmelidir.
Bu nedenle taşınmazın dava açılmadan önce veya dava sırasında el değiştirmesi özellikle önemlidir.
Üçüncü Kişinin İyiniyeti Neden Önemlidir?
Türk tapu hukukunda tapu siciline güven ve iyiniyetli üçüncü kişilerin korunmasına ilişkin kurallar bulunmaktadır.
Bu nedenle ilk devrin tartışmalı olması, sonraki bütün devirlerin otomatik olarak iptal edileceği anlamına gelmez.
Sonraki maliklerin hukuki durumları ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Tapu İptal ve Tescil Davasında Taşınmazın Güncel Tapu Kaydı İncelenmeli midir?
Evet.
Dava hazırlığında taşınmazın güncel maliki, önceki devirler, takyidatlar, ipotekler ve diğer şerhler incelenmelidir.
Taşınmazın halen ilk bakım borçlusu adına olup olmadığı davanın tarafları ve talepleri açısından önemlidir.
Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesinin İptali ile Tapu İptali Aynı Şey midir?
Hayır.
Sözleşmenin sona erdirilmesi veya geçersizliğinin ileri sürülmesi ile tapu sicilindeki tescilin düzeltilmesi teknik olarak farklı hukuki sonuçlardır.
Taşınmaz daha önce devredilmişse sözleşmeye ilişkin hukuki sonuçların tapu kaydına nasıl yansıyacağı ayrıca talep edilmelidir.
Bu nedenle dava sonucunda istenen hukuki korumanın açık biçimde belirlenmesi önemlidir.
Tapu İptal ve Tescil Davasında Görevli Mahkeme Hangisidir?
Ölünceye kadar bakma sözleşmesine dayalı taşınmaz mülkiyeti uyuşmazlıklarında davanın hukuki sebebine göre görev değerlendirilmelidir.
Tapu iptal ve tescil niteliğindeki klasik özel hukuk uyuşmazlıklarında genel görevli hukuk mahkemesi olan asliye hukuk mahkemesi gündeme gelir.
Ancak davanın gerçek hukuki niteliği görev değerlendirmesinde esas alınmalıdır.
Taşınmaz Davalarında Yetkili Mahkeme Hangisidir?
Taşınmazın aynına ilişkin davalarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesine ilişkin özel yetki kuralı bulunmaktadır.
Bu nedenle tapu iptal ve tescil talebinde taşınmazın bulunduğu yer özellikle önemlidir.
Birden fazla taşınmazın dava konusu olması halinde yetki ayrıca değerlendirilmelidir.
Üsküdar’da Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesine Dayalı Tapu Davası Nerede Açılır?
Dava konusu taşınmaz Üsküdar'da bulunuyorsa taşınmazın aynına ilişkin özel yetki kuralları çerçevesinde İstanbul Anadolu Yakası adli yargı çevresindeki görevli hukuk mahkemeleri gündeme gelir.
Ancak görev ve yetki, davanın hukuki sebebi ve somut talepler dikkate alınarak dava açılmadan önce ayrıca değerlendirilmelidir.
Tapu İptal ve Tescil Davasında Arabuluculuk Zorunlu mudur?
Taşınmazın aynına ilişkin tapu iptal ve tescil talebi, tarafların sıradan bir para alacağı uyuşmazlığından farklıdır.
Davanın hukuki niteliği ve varsa yanında ileri sürülen para veya tazminat talepleri bakımından arabuluculuk düzenlemeleri ayrıca değerlendirilmelidir.
Özellikle birden fazla talebin birlikte ileri sürüldüğü dosyalarda dava şartları her talep bakımından kontrol edilmelidir.
Muris Muvazaasına Dayalı Davada Davacı Kim Olabilir?
Miras hakkı ihlal edildiğini ileri süren mirasçıların muris muvazaasına dayalı dava hakkı somut mirasçılık durumlarına göre değerlendirilir.
Davacının mirasçılık sıfatı veraset ilamı ve nüfus kayıtları gibi belgelerle ortaya konulabilir.
Davalı Kimdir?
Taşınmazın adına tescil edildiği kişi temel davalı konumunda olabilir.
Taşınmaz daha sonra üçüncü kişilere devredilmişse güncel tapu malikinin ve önceki devir taraflarının davadaki konumu ayrıca değerlendirilmelidir.
Taraf teşkilinin doğru sağlanması tapu davalarında önemlidir.
Tapu İptal ve Tescil Davasında Keşif Yapılır mı?
Taşınmazın niteliği, değeri veya fiili kullanımı uyuşmazlık açısından önem taşıyorsa keşif ve bilirkişi incelemesi yapılabilir.
Özellikle devredilen taşınmazın değeri ile mirasbırakanın diğer malvarlığı arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi gereken durumlarda bilirkişi incelemesi önem kazanabilir.
Taşınmazın Değeri Hangi Tarihe Göre Belirlenir?
Değerlemenin hangi tarihe göre yapılacağı davanın hukuki sebebine ve değer tespitinin hangi amaçla istendiğine bağlıdır.
Muris muvazaası değerlendirmesi, tenkis hesabı, harçlandırma ve tazminat hesabı aynı hukuki mesele değildir.
Bu nedenle her uyuşmazlıkta tek bir değerleme tarihi bulunduğu varsayılmamalıdır.
Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Tapu Davalarında En Önemli Deliller Nelerdir?
Dosyanın niteliğine göre;
-
ölünceye kadar bakma sözleşmesi,
-
resmi senet,
-
tapu kayıtları,
-
mirasçılık belgesi,
-
sağlık kayıtları,
-
banka kayıtları,
-
bakım ve tedavi giderleri,
-
adres kayıtları,
-
tanık anlatımları,
-
tarafların yazışmaları,
-
hastane ve eczane kayıtları,
-
taşınmaz değerine ilişkin bilirkişi raporları,
-
mirasbırakanın diğer taşınmaz ve malvarlığı kayıtları
önem taşıyabilir.
Davada Mirasbırakanın Tüm Malvarlığı Araştırılabilir mi?
Muris muvazaası veya tenkis gibi iddialarda mirasbırakanın yalnızca dava konusu taşınmazı değil, diğer malvarlığı değerleri de önem taşıyabilir.
Özellikle devredilen taşınmazın toplam malvarlığı içindeki oranının değerlendirilmesi gereken durumlarda bu araştırma yapılabilir.
Mirasbırakanın Diğer Mirasçılara Yaptığı Devirler Önemli midir?
Evet, somut olayın özelliğine göre önem taşıyabilir.
Mirasbırakanın diğer çocuklarına veya mirasçılarına yaptığı kazandırmalar, gerçek iradenin anlaşılması bakımından değerlendirilebilecek olgulardan biridir.
Ancak her kazandırmanın hukuki niteliği ayrı ayrı incelenmelidir.
Bakım Borçlusunun Mirasbırakana Uzun Yıllar Bakmış Olması Önemli midir?
Evet.
Sözleşmenin gerçek bakım amacı taşıyıp taşımadığının değerlendirilmesinde bakımın fiilen gerçekleştirilmiş olması önemli bir olgudur.
Özellikle uzun yıllar boyunca günlük ihtiyaçların karşılanması, hastalık dönemlerinde destek verilmesi ve bakım alacaklısının yaşamının organize edilmesi sözleşmenin gerçek niteliği bakımından değerlendirilebilir.
Sözleşme Yapılmadan Önce de Bakım Yapılmış Olması Önemli midir?
Tarafların sözleşmeden önceki ilişkisi de gerçek iradenin anlaşılmasına yardımcı olabilir.
Bakım borçlusunun sözleşmeden yıllar önce de bakım alacaklısıyla ilgileniyor olması, tarafların ilişkisinin niteliğini ortaya koyabilir.
Ancak bu durum tek başına uyuşmazlığın sonucunu belirlemez.
Sözleşmeden Hemen Sonra Mirasbırakanın Ölmesi Sözleşmeyi Geçersiz Kılar mı?
Hayır.
Ölünceye kadar bakma sözleşmesinin kurulmasından kısa süre sonra bakım alacaklısının ölmesi tek başına sözleşmeyi geçersiz hale getirmez.
Bununla birlikte tarafların işlem tarihindeki gerçek iradesi ve sözleşmenin kuruluş koşulları uyuşmazlık konusuysa ölüm tarihi diğer delillerle birlikte değerlendirilebilir.
Bakım Borçlusunun Sözleşmeden Sonra Taşınmazı Satması Mümkün müdür?
Mülkiyet bakım borçlusuna geçmişse malik sıfatıyla tasarruf yetkisi gündeme gelebilir.
Ancak bakım alacaklısının yasal ipotek hakkı, sözleşmeden kaynaklanan yükümlülükler, tapudaki şerh ve takyidatlar ile üçüncü kişilerin hukuki durumu ayrıca değerlendirilmelidir.
Bu nedenle sözleşme yapılırken taşınmazın gelecekte devredilmesi riskinin de hukuki olarak değerlendirilmesi önemlidir.
Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Vasiyetname ile Aynı mıdır?
Hayır.
Vasiyetname tek taraflı ölüme bağlı tasarruf niteliğindedir.
Ölünceye kadar bakma sözleşmesi ise karşılıklı borçlar doğuran bir sözleşmedir.
Bakım borçlusunun mirasçı atanması halinde miras sözleşmesine ilişkin hükümlerin uygulanması, ölünceye kadar bakma sözleşmesini vasiyetnameyle aynı hale getirmez. TBK m.611 bu durumu ayrıca düzenlemektedir.
Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Satış Sözleşmesiyle Aynı mıdır?
Hayır.
Satış sözleşmesinde temel karşı edim para bedelidir.
Ölünceye kadar bakma sözleşmesinde ise malvarlığı devrinin karşılığında yaşam boyu bakım ve gözetim borcu bulunmaktadır.
Bu nedenle görünürdeki sözleşmenin gerçek niteliğinin belirlenmesi tapu uyuşmazlıklarında önemlidir.
Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi ile Bağışlama Arasındaki Temel Fark Nedir?
Bağışlamada kazandırmanın temel niteliği karşılıksız olmasıdır.
Ölünceye kadar bakma sözleşmesinde ise bakım borcu karşı edimdir.
Ancak görünürde bakım sözleşmesi yapılmasına rağmen tarafların gerçekte bakım karşılığı bir işlem istemedikleri ve karşılıksız kazandırma amaçladıkları iddia ediliyorsa muvazaa tartışması doğabilir.
Mirasbırakanın “Bana Baktığı İçin Evi Ona Verdim” Demesi Önemli midir?
Mirasbırakanın sözleşme öncesi veya sonrası açıklamaları gerçek iradenin değerlendirilmesinde önemli olabilir.
Ancak tek bir söz veya tanık anlatımı yerine bütün deliller birlikte değerlendirilmelidir.
Sözleşmenin resmi içeriği, fiili bakım, tarafların ilişkisi ve diğer malvarlığı işlemleri de önem taşır.
Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Davalarında Zamanaşımı Var mıdır?
Bu soruya davanın hukuki sebebi belirlenmeden tek bir süreyle cevap vermek doğru değildir.
Muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil talebi, sözleşmeden kaynaklanan fesih ve alacak talepleri, tenkis davası ve bakım borçlusunun ölümü üzerine TBK m.618'de düzenlenen özel fesih hakkı aynı hukuki rejime tabi değildir.
Örneğin TBK m.618, bakım borçlusunun ölmesi halinde bakım alacaklısının bir yıl içinde sözleşmenin feshini isteyebileceğini açıkça düzenlemektedir.
Bu nedenle süre değerlendirmesi dava sebebine göre ayrı ayrı yapılmalıdır.
Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesinde Altı Aylık Süre Nedir?
TBK m.616'daki önel verilerek fesih mekanizmasında, tarafların edimleri arasında önemli ölçüde oransızlık bulunması halinde sözleşmenin feshi için altı ay önceden bildirim yapılması öngörülmektedir.
Bu altı aylık süre bütün ölünceye kadar bakma uyuşmazlıklarına uygulanacak genel dava süresi değildir.
Bakım Borçlusunun Ölümündeki Bir Yıllık Süre Nedir?
TBK m.618'e göre bakım borçlusunun ölmesi halinde bakım alacaklısı bir yıl içinde sözleşmenin feshini isteyebilir.
Bu da muris muvazaası veya diğer tapu iptal davalarının tamamı için geçerli genel bir yıllık süre olarak yorumlanmamalıdır.
Davadan Önce Tapu Kayıtları İncelenmeli midir?
Kesinlikle.
Özellikle;
-
güncel malik,
-
edinme nedeni,
-
resmi senet,
-
işlem tarihi,
-
sonraki devirler,
-
ipotekler,
-
hacizler,
-
şerhler
dava stratejisinin belirlenmesinde önemlidir.
Davanın yalnızca aile içindeki anlatımlara dayanarak hazırlanması yerine resmi tapu kayıtlarının incelenmesi gerekir.
Üsküdar Tapu İptal ve Tescil Davalarında Hukuki Değerlendirme
Üsküdar'da bulunan bir taşınmazın ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle devredilmiş olması halinde uyuşmazlığın yalnızca "mirasçılardan biri taşınmazı aldı" şeklinde değerlendirilmesi yeterli değildir.
Öncelikle şu sorular cevaplanmalıdır:
-
Geçerli bir ölünceye kadar bakma sözleşmesi var mı?
-
Sözleşme kanunun öngördüğü şekle uygun mu?
-
Taşınmaz ne zaman devredildi?
-
Bakım borcu fiilen yerine getirildi mi?
-
Bakım alacaklısının işlem tarihinde ehliyeti var mıydı?
-
İşlemin gerçek amacı bakım karşılığı devir miydi?
-
Yoksa karşılıksız kazandırma gizlenmiş olabilir mi?
-
Mirasbırakanın başka malvarlığı var mıydı?
-
Taşınmaz daha sonra üçüncü kişilere devredildi mi?
-
Hangi mirasçı hangi hukuki sebebe dayanıyor?
-
Muris muvazaası mı, tenkis mi, ehliyetsizlik mi, yoksa sözleşmenin feshi mi ileri sürülüyor?
Bu soruların cevapları davanın hukuki niteliğini ve talep sonucunu doğrudan etkileyebilir.
Üsküdar Tapu Avukatı ve Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Uyuşmazlıkları
Ölünceye kadar bakma sözleşmesine dayalı tapu uyuşmazlıklarında en önemli noktalardan biri farklı hukuki sebeplerin birbirine karıştırılmamasıdır.
Gerçek ve usulüne uygun bir bakım sözleşmesi ile mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla görünürde düzenlenen bir işlem aynı değildir.
Bakım borcunun hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesi de muris muvazaasından farklı bir hukuki sorundur.
Ehliyetsizlik iddiası ise tamamen başka bir geçersizlik sebebidir.
Türk Borçlar Kanunu, ölünceye kadar bakma sözleşmesini ayrıntılı biçimde düzenlemekte; sözleşmenin tanımından şekline, bakım borcunun kapsamından fesih nedenlerine ve bakım borçlusunun ölümüne kadar farklı durumlar için özel hükümler getirmektedir.
Bu nedenle Üsküdar tapu iptal ve tescil davası, Üsküdar tapu avukatı, Üsküdar miras avukatı, ölünceye kadar bakma sözleşmesinin iptali, bakım karşılığı tapu devri, muris muvazaası, mirastan mal kaçırma davası, ölünceye kadar bakma sözleşmesi tapu iptali ve İstanbul Anadolu Yakası tapu avukatı kapsamında dosyanın sözleşme ve miras hukuku birlikte değerlendirilerek hazırlanması önemlidir.
Sonuç
Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, bakım alacaklısının malvarlığını veya belirli malvarlığı değerlerini devretmesi karşılığında bakım borçlusunun onu yaşamı boyunca bakıp gözetmeyi üstlendiği karşılıklı borç doğuran bir sözleşmedir. TBK m.611 bu sözleşmenin temel yapısını açıkça düzenlemektedir.
Kanun, sözleşmenin geçerliliği için özel şekil şartı öngörmüş; bakım alacaklısının taşınmazını devretmesi halinde yasal ipotek güvencesi tanımış ve bakım borcunun kapsamını uygun gıda, konut, hastalık halinde bakım ve tedavi gibi yükümlülüklerle somutlaştırmıştır.
Bununla birlikte ölünceye kadar bakma sözleşmeleri özellikle mirasbırakanın taşınmazını mirasçılarından yalnızca birine devrettiği durumlarda önemli uyuşmazlıklara yol açabilir.
Her böyle devir mirastan mal kaçırma değildir.
Ancak görünürde bakım sözleşmesi yapılmasına rağmen gerçekte karşılıksız kazandırma amaçlandığı ve işlemin diğer mirasçıların miras haklarını etkisiz bırakmak amacı taşıdığı ileri sürülüyorsa muris muvazaası hukuki sebebi gündeme gelebilir. Yargıtayın resmi içtihatlarında da karşılıksız kazandırmaların satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi görünümünde yapılmasının muris muvazaası tartışmasına konu olabileceği kabul edilmektedir.
Diğer taraftan bakım borçlusunun yükümlülüklerini yerine getirmemesi farklı bir hukuki meseledir. Sözleşmenin devamının çekilmez hale gelmesi veya önemli nedenlerle imkansız ya da aşırı ölçüde güçleşmesi halinde TBK m.617 kapsamında önelsiz fesih gündeme gelebilir. Hakim bazı durumlarda sözleşmeyi sona erdirmek yerine bakım alacaklısına ömür boyu gelir bağlanmasına karar verebilir.
Bakım borçlusunun ölümü halinde ise kanun özel bir düzenleme getirerek bakım alacaklısına bir yıl içinde fesih isteme hakkı tanımaktadır.
Dolayısıyla ölünceye kadar bakma sözleşmesi nedeniyle açılacak tapu iptal ve tescil davalarında tek bir standart hukuki yol bulunmamaktadır.
Somut olayda;
-
sözleşmenin şekli,
-
tarafların gerçek iradesi,
-
bakım borcunun yerine getirilip getirilmediği,
-
bakım alacaklısının işlem ehliyeti,
-
devredilen taşınmazın niteliği ve değeri,
-
mirasbırakanın toplam malvarlığı,
-
diğer mirasçılarla ilişkileri,
-
sonraki tapu devirleri,
-
üçüncü kişilerin hukuki durumu,
-
davanın muris muvazaası, tenkis, ehliyetsizlik veya sözleşmenin feshi nedenlerinden hangisine dayandığı
ayrı ayrı incelenmelidir.
Özellikle Üsküdar ölünceye kadar bakma sözleşmesi, Üsküdar tapu iptal ve tescil davası, Üsküdar mirastan mal kaçırma davası, Üsküdar muris muvazaası, Üsküdar miras avukatı ve Üsküdar tapu avukatı kapsamında uyuşmazlığın doğru hukuki sebebe dayandırılması, tapu kayıtlarının ve sözleşme belgelerinin incelenmesi ve gerçek bakım ilişkisinin delillerle ortaya konulması davanın sağlıklı yürütülmesi bakımından önem taşır.