Blog

Tam Yargı Davası Nedir? İdarenin Eylem ve İşlemlerinden Doğan Zararların Tazmini

Tam Yargı Davası Nedir? İdarenin Eylem ve İşlemlerinden Doğan Zararların Tazmini İdarenin işlem veya eylemleri sonucunda kişilerin maddi ya da manevi zarara uğraması hâlinde, belirli şartlarla tam yargı davası açılması mümkündür. Tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden doğan zararların tazmin edilmesini amaçlayan idari dava türlerinden biridir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu kapsamında, idari eylem veya işlemler nedeniyle kişisel hakları doğrudan ihlal edilen kişiler tarafından açılabilmektedir. Bu nedenle İstanbul idari davalar, Ümraniye idari davaları ve Ataşehir idari davalar kapsamında tam yargı davalarının şartlarının, başvuru sürelerinin ve idarenin sorumluluğunun doğru değerlendirilmesi önem taşımaktadır. İdari Yargı Nedir? İdari yargı, kamu idarelerinin işlem ve eylemlerinin hukuka uygunluğunu denetleyen yargı koludur. İdari yargı kapsamında; İptal davaları, Tam yargı davaları, Kamu personeli uyuşmazlıkları, İdari para cezaları, Belediye işlemleri, Ruhsat ve izin işlemleri, İmar uyuşmazlıkları, gibi birçok farklı dava türü bulunmaktadır. Tam yargı davalarını iptal davalarından ayıran temel özellik, davacının yalnızca hukuka aykırı işlemin ortadan kaldırılmasını değil, uğradığı zararın tazmin edilmesini talep etmesidir. Danıştay kararlarında da tam yargı davaları, idarenin faaliyetleri nedeniyle hakları doğrudan zarara uğrayanların idare aleyhine açtıkları tazminat davaları olarak açıklanmaktadır. Tam Yargı Davası Nedir? Tam yargı davası, idari işlem veya eylemler nedeniyle kişisel hakları doğrudan ihlal edilen kişinin uğradığı zararın giderilmesi amacıyla idare aleyhine açılan davadır. Bu davalarda mahkeme yalnızca idarenin davranışının hukuka uygunluğunu değil; Zararın meydana gelip gelmediğini, Zarar ile idari faaliyet arasındaki bağlantıyı, İdarenin sorumluluğunun bulunup bulunmadığını, Tazmin edilmesi gereken zararın kapsamını, da değerlendirmektedir. Tam Yargı Davası ile İptal Davası Arasındaki Fark Nedir? İptal davasında temel amaç, hukuka aykırı bir idari işlemin hukuk düzeninden kaldırılmasıdır. Tam yargı davasında ise esas amaç, idarenin işlem veya eylemi nedeniyle ortaya çıkan zararın tazmin edilmesidir. Örneğin bir idari işlem kişinin mali haklarında kayba neden olmuşsa, somut olayın özelliklerine göre; İdari işlemin iptali, Meydana gelen zararın tazmini, birlikte veya kanunda öngörülen usule göre ayrı şekilde gündeme gelebilir. Bu nedenle davanın yalnızca işlemin iptaline mi yoksa zararın tazminine de mi yönelik olacağı dava açılmadan önce belirlenmelidir. Tam Yargı Davası Hangi Durumlarda Açılabilir? Tam yargı davası farklı idari faaliyetlerden kaynaklanan zararlar bakımından gündeme gelebilir. Örneğin; Kamu hizmetinin kötü işlemesi, Kamu hizmetinin geç işlemesi, Kamu hizmetinin hiç işlememesi, Hukuka aykırı idari işlemler nedeniyle mali kayıp oluşması, Kamu kurumlarının faaliyetlerinden kaynaklanan bedensel veya maddi zararlar, somut olayın özelliklerine göre tam yargı davasının konusunu oluşturabilir. Danıştay, hizmet kusurunu kamu hizmetinin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki bozukluk, aksaklık ya da eksiklik olarak değerlendirmekte; hizmetin kötü, geç veya hiç işlememesinin idarenin tazmin sorumluluğuna yol açabileceğini belirtmektedir. Hizmet Kusuru Nedir? Hizmet kusuru, idarenin yürütmekle görevli olduğu kamu hizmetinin gereği gibi yerine getirilmemesi sonucunda ortaya çıkan sorumluluk hâlidir. Hizmet kusuru; Hizmetin hiç işlememesi, Geç işlemesi, Kötü işlemesi, şeklinde ortaya çıkabilir. Bu durumda zarar gören kişi, idari faaliyet ile meydana gelen zarar arasında hukuki nedensellik bağı bulunması hâlinde tazminat talep edebilir. İdarenin Kusuru Olmadan Tazminat Sorumluluğu Doğabilir mi? Evet. İdarenin sorumluluğu yalnızca hizmet kusuruna dayanmaz. Bazı durumlarda idare herhangi bir kusuru bulunmasa bile kusursuz sorumluluk ilkeleri kapsamında meydana gelen zararı tazmin etmekle yükümlü olabilir. Danıştay kararlarında kusursuz sorumluluğun, özellikle kamu hizmetinden kaynaklanan özel ve olağan dışı zararların belirli şartlarla idare tarafından karşılanmasını sağlayan bir sorumluluk türü olduğu belirtilmektedir. Risk ilkesi de kusursuz sorumluluk kapsamında değerlendirilen ilkelerden biridir. Tam Yargı Davasında Zarar Nasıl Belirlenir? Tam yargı davası açılabilmesi için tazmini talep edilen zararın hukuken ortaya konulabilir olması gerekir. Danıştay uygulamasında zararın; Gerçekleşmiş veya gerçekleşmesi kesin olması, Somut şekilde ortaya konulabilmesi, Belirlenebilir ve hesaplanabilir olması, önem taşımaktadır. Sadece ihtimale dayanan gelecekteki zararların tazmini kural olarak talep edilemez. Zarar devam eden bir nitelikteyse, belirli dönemler itibarıyla gerçekleşmiş olan zararların tazmin edilmesi de somut olayın özelliklerine göre gündeme gelebilir. Maddi Tazminat Talep Edilebilir mi? Tam yargı davalarında zarar gören kişinin şartların bulunması hâlinde maddi tazminat talep etmesi mümkündür. Maddi zarar; Gelir kaybı, Tedavi veya bakım giderleri, Malvarlığında meydana gelen eksilme, Kazanç kaybı, İdari işlem nedeniyle ortaya çıkan diğer ekonomik kayıplar, şeklinde ortaya çıkabilir. Talebin kapsamı, zararın niteliğine ve idarenin sorumluluğunun sınırlarına göre belirlenmektedir. Manevi Tazminat Talep Edilebilir mi? İdarenin işlem veya eylemleri sonucunda kişinin manevi bütünlüğünün zarar görmesi hâlinde, şartların bulunması durumunda manevi tazminat talebi de gündeme gelebilir. Manevi tazminatın değerlendirilmesinde; Olayın niteliği, Kişinin yaşadığı manevi zarar, İdari faaliyet ile zarar arasındaki bağlantı, Somut olayın özellikleri, dikkate alınmaktadır. İdari Eylem Nedeniyle Tam Yargı Davası Açmadan Önce İdareye Başvuru Gerekir mi? İdari eylemlerden kaynaklanan zararlar bakımından, dava açmadan önce idareye başvuru yapılması önemli bir usul şartıdır. Danıştay'ın aktardığı İYUK 13 düzenlemesine göre, idari eylem nedeniyle hakkı ihlal edilen kişinin eylemi öğrendiği tarihten itibaren bir yıl, her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak hakkının yerine getirilmesini istemesi gerekir. Başvurunun reddedilmesi veya kanuni sürede cevap verilmemesi üzerine dava yolu gündeme gelir. Bu nedenle idari eylemden kaynaklanan tam yargı davalarında doğrudan dava açmadan önce başvuru şartının bulunup bulunmadığı mutlaka kontrol edilmelidir. Tam Yargı Davasında Süreler Neden Önemlidir? İdari yargıda dava ve başvuru süreleri hak kaybı bakımından büyük önem taşımaktadır. Özellikle; Zarara neden olan faaliyetin işlem mi yoksa eylem mi olduğu, İşlemin tebliğ tarihi, Eylemin ve zararın öğrenildiği tarih, İdareye yapılan ön başvurunun tarihi, İdarenin verdiği cevabın tarihi, birlikte değerlendirilmelidir. İdari eylemlerde İYUK 13 kapsamında öngörülen bir ve beş yıllık süreler özellikle önemlidir. Kimler Tam Yargı Davası Açabilir? Tam yargı davasının temelinde, idari işlem veya eylem nedeniyle kişisel hakkın doğrudan ihlal edilmesi bulunmaktadır. Bu nedenle davayı kural olarak; Zarara doğrudan uğrayan gerçek kişiler, Şartları oluştuğunda tüzel kişiler, Somut olayın niteliğine göre zarar gören diğer hak sahipleri, açabilir. Davacı ile zarar arasında doğrudan hukuki bağlantının bulunması önem taşımaktadır. Tam Yargı Davasında Nedensellik Bağı Neden Önemlidir? İdarenin tazminat sorumluluğunun doğabilmesi için zarar ile idari faaliyet arasında hukuken kabul edilebilir bir nedensellik bağının bulunması gerekir. Danıştay uygulamasında idarenin, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine göre tazmin etmekle yükümlü olabileceği belirtilmektedir. Bu nedenle yalnızca zararın varlığı yeterli değildir; zararın idarenin faaliyetinden kaynaklandığının da ortaya konulması gerekir. Tam Yargı Davasında Deliller Nelerdir? Tam yargı davalarında somut uyuşmazlığa göre; Resmî belgeler, Sağlık raporları, İdari işlem dosyaları, Bilirkişi raporları, Mali kayıtlar, Faturalar ve ödeme belgeleri, Teknik raporlar, Diğer hukuka uygun deliller, zararın ve idarenin sorumluluğunun ortaya konulmasında kullanılabilir. Özellikle maddi tazminat taleplerinde zarar miktarının somutlaştırılması ve belgelenmesi önem taşımaktadır. Hangi Mahkemede Tam Yargı Davası Açılır? Tam yargı davalarında görevli ve yetkili mahkeme, uyuşmazlığın niteliğine göre belirlenmektedir. Uyuşmazlık; Genel idari işlem veya eylemden, Vergi işleminden, Özel mevzuata tabi başka bir idari faaliyetten, kaynaklanabilir. Bu nedenle her tam yargı davasının aynı mahkemede açılacağı düşünülmemeli; uyuşmazlığın hukuki niteliği ayrıca incelenmelidir. İstanbul'da İdari Davalar İstanbul'da idari yargının konusu olabilecek uyuşmazlıklar arasında; Tam yargı davaları, İptal davaları, Kamu personeli uyuşmazlıkları, Disiplin cezaları, Belediye işlemleri, İmar uyuşmazlıkları, Ruhsat işlemleri, İdarenin faaliyetlerinden kaynaklanan tazminat talepleri, yer almaktadır. Bu nedenle İstanbul idari davalar, Ümraniye idari davaları ve Ataşehir idari davalar kapsamında zarar ile idari faaliyet arasındaki hukuki ilişkinin doğru kurulması ve dava yolunun doğru belirlenmesi önem taşımaktadır. İstanbul İdari Davalar En İyi Avukat Seçilirken Nelere Dikkat Edilmelidir? İstanbul idari davalar en iyi avukat araştırılırken; İdare hukuku alanındaki deneyim, Tam yargı ve tazminat davalarındaki tecrübe, İYUK kapsamında dava ve başvuru sürelerine hâkimiyet, Hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk ilkelerini değerlendirebilme, Zararın hesaplanmasına ilişkin delilleri yönetebilme, Güncel Danıştay kararlarını takip etme, gibi kriterlerin değerlendirilmesi faydalı olacaktır. Sonuç Tam yargı davası, idarenin işlem veya eylemleri nedeniyle kişisel hakları doğrudan zarara uğrayan kişilerin zararlarının tazmin edilmesini amaçlayan önemli bir idari dava türüdür. İdarenin sorumluluğu hizmet kusuruna dayanabileceği gibi şartları oluştuğunda kusursuz sorumluluk ilkeleri kapsamında da gündeme gelebilir. İdari eylemler nedeniyle açılacak davalarda ise dava öncesi idari başvuru ve kanuni süreler özellikle önem taşımaktadır. Danıştay'ın aktardığı İYUK 13 hükmüne göre eylemin öğrenilmesinden itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içerisinde idareye başvurulması gerekmektedir. Bu nedenle İstanbul idari davalar, Ümraniye idari davaları ve Ataşehir idari davalar kapsamında; tam yargı davası, idari yargı nedir, idari mahkeme neye bakar ve idari dava aşamaları nelerdir gibi konuların somut uyuşmazlığa göre değerlendirilmesi hak kayıplarının önlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır.  

Tam Yargı Davası Nedir? İdarenin Eylem ve İşlemlerinden Doğan Zararların Tazmini

İdarenin işlem veya eylemleri sonucunda kişilerin maddi ya da manevi zarara uğraması hâlinde, belirli şartlarla tam yargı davası açılması mümkündür. Tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden doğan zararların tazmin edilmesini amaçlayan idari dava türlerinden biridir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu kapsamında, idari eylem veya işlemler nedeniyle kişisel hakları doğrudan ihlal edilen kişiler tarafından açılabilmektedir.

Bu nedenle İstanbul idari davalar, Ümraniye idari davaları ve Ataşehir idari davalar kapsamında tam yargı davalarının şartlarının, başvuru sürelerinin ve idarenin sorumluluğunun doğru değerlendirilmesi önem taşımaktadır.

İdari Yargı Nedir?

İdari yargı, kamu idarelerinin işlem ve eylemlerinin hukuka uygunluğunu denetleyen yargı koludur.

İdari yargı kapsamında;

  • İptal davaları,

  • Tam yargı davaları,

  • Kamu personeli uyuşmazlıkları,

  • İdari para cezaları,

  • Belediye işlemleri,

  • Ruhsat ve izin işlemleri,

  • İmar uyuşmazlıkları,

gibi birçok farklı dava türü bulunmaktadır.

Tam yargı davalarını iptal davalarından ayıran temel özellik, davacının yalnızca hukuka aykırı işlemin ortadan kaldırılmasını değil, uğradığı zararın tazmin edilmesini talep etmesidir. Danıştay kararlarında da tam yargı davaları, idarenin faaliyetleri nedeniyle hakları doğrudan zarara uğrayanların idare aleyhine açtıkları tazminat davaları olarak açıklanmaktadır.

Tam Yargı Davası Nedir?

Tam yargı davası, idari işlem veya eylemler nedeniyle kişisel hakları doğrudan ihlal edilen kişinin uğradığı zararın giderilmesi amacıyla idare aleyhine açılan davadır.

Bu davalarda mahkeme yalnızca idarenin davranışının hukuka uygunluğunu değil;

  • Zararın meydana gelip gelmediğini,

  • Zarar ile idari faaliyet arasındaki bağlantıyı,

  • İdarenin sorumluluğunun bulunup bulunmadığını,

  • Tazmin edilmesi gereken zararın kapsamını,

da değerlendirmektedir.

Tam Yargı Davası ile İptal Davası Arasındaki Fark Nedir?

İptal davasında temel amaç, hukuka aykırı bir idari işlemin hukuk düzeninden kaldırılmasıdır.

Tam yargı davasında ise esas amaç, idarenin işlem veya eylemi nedeniyle ortaya çıkan zararın tazmin edilmesidir.

Örneğin bir idari işlem kişinin mali haklarında kayba neden olmuşsa, somut olayın özelliklerine göre;

  • İdari işlemin iptali,

  • Meydana gelen zararın tazmini,

birlikte veya kanunda öngörülen usule göre ayrı şekilde gündeme gelebilir.

Bu nedenle davanın yalnızca işlemin iptaline mi yoksa zararın tazminine de mi yönelik olacağı dava açılmadan önce belirlenmelidir.

Tam Yargı Davası Hangi Durumlarda Açılabilir?

Tam yargı davası farklı idari faaliyetlerden kaynaklanan zararlar bakımından gündeme gelebilir.

Örneğin;

  • Kamu hizmetinin kötü işlemesi,

  • Kamu hizmetinin geç işlemesi,

  • Kamu hizmetinin hiç işlememesi,

  • Hukuka aykırı idari işlemler nedeniyle mali kayıp oluşması,

  • Kamu kurumlarının faaliyetlerinden kaynaklanan bedensel veya maddi zararlar,

somut olayın özelliklerine göre tam yargı davasının konusunu oluşturabilir.

Danıştay, hizmet kusurunu kamu hizmetinin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki bozukluk, aksaklık ya da eksiklik olarak değerlendirmekte; hizmetin kötü, geç veya hiç işlememesinin idarenin tazmin sorumluluğuna yol açabileceğini belirtmektedir.

Hizmet Kusuru Nedir?

Hizmet kusuru, idarenin yürütmekle görevli olduğu kamu hizmetinin gereği gibi yerine getirilmemesi sonucunda ortaya çıkan sorumluluk hâlidir.

Hizmet kusuru;

  • Hizmetin hiç işlememesi,

  • Geç işlemesi,

  • Kötü işlemesi,

şeklinde ortaya çıkabilir.

Bu durumda zarar gören kişi, idari faaliyet ile meydana gelen zarar arasında hukuki nedensellik bağı bulunması hâlinde tazminat talep edebilir.

İdarenin Kusuru Olmadan Tazminat Sorumluluğu Doğabilir mi?

Evet.

İdarenin sorumluluğu yalnızca hizmet kusuruna dayanmaz. Bazı durumlarda idare herhangi bir kusuru bulunmasa bile kusursuz sorumluluk ilkeleri kapsamında meydana gelen zararı tazmin etmekle yükümlü olabilir.

Danıştay kararlarında kusursuz sorumluluğun, özellikle kamu hizmetinden kaynaklanan özel ve olağan dışı zararların belirli şartlarla idare tarafından karşılanmasını sağlayan bir sorumluluk türü olduğu belirtilmektedir. Risk ilkesi de kusursuz sorumluluk kapsamında değerlendirilen ilkelerden biridir.

Tam Yargı Davasında Zarar Nasıl Belirlenir?

Tam yargı davası açılabilmesi için tazmini talep edilen zararın hukuken ortaya konulabilir olması gerekir.

Danıştay uygulamasında zararın;

  • Gerçekleşmiş veya gerçekleşmesi kesin olması,

  • Somut şekilde ortaya konulabilmesi,

  • Belirlenebilir ve hesaplanabilir olması,

önem taşımaktadır. Sadece ihtimale dayanan gelecekteki zararların tazmini kural olarak talep edilemez.

Zarar devam eden bir nitelikteyse, belirli dönemler itibarıyla gerçekleşmiş olan zararların tazmin edilmesi de somut olayın özelliklerine göre gündeme gelebilir.

Maddi Tazminat Talep Edilebilir mi?

Tam yargı davalarında zarar gören kişinin şartların bulunması hâlinde maddi tazminat talep etmesi mümkündür.

Maddi zarar;

  • Gelir kaybı,

  • Tedavi veya bakım giderleri,

  • Malvarlığında meydana gelen eksilme,

  • Kazanç kaybı,

  • İdari işlem nedeniyle ortaya çıkan diğer ekonomik kayıplar,

şeklinde ortaya çıkabilir.

Talebin kapsamı, zararın niteliğine ve idarenin sorumluluğunun sınırlarına göre belirlenmektedir.

Manevi Tazminat Talep Edilebilir mi?

İdarenin işlem veya eylemleri sonucunda kişinin manevi bütünlüğünün zarar görmesi hâlinde, şartların bulunması durumunda manevi tazminat talebi de gündeme gelebilir.

Manevi tazminatın değerlendirilmesinde;

  • Olayın niteliği,

  • Kişinin yaşadığı manevi zarar,

  • İdari faaliyet ile zarar arasındaki bağlantı,

  • Somut olayın özellikleri,

dikkate alınmaktadır.

İdari Eylem Nedeniyle Tam Yargı Davası Açmadan Önce İdareye Başvuru Gerekir mi?

İdari eylemlerden kaynaklanan zararlar bakımından, dava açmadan önce idareye başvuru yapılması önemli bir usul şartıdır.

Danıştay'ın aktardığı İYUK 13 düzenlemesine göre, idari eylem nedeniyle hakkı ihlal edilen kişinin eylemi öğrendiği tarihten itibaren bir yıl, her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak hakkının yerine getirilmesini istemesi gerekir. Başvurunun reddedilmesi veya kanuni sürede cevap verilmemesi üzerine dava yolu gündeme gelir.

Bu nedenle idari eylemden kaynaklanan tam yargı davalarında doğrudan dava açmadan önce başvuru şartının bulunup bulunmadığı mutlaka kontrol edilmelidir.

Tam Yargı Davasında Süreler Neden Önemlidir?

İdari yargıda dava ve başvuru süreleri hak kaybı bakımından büyük önem taşımaktadır.

Özellikle;

  • Zarara neden olan faaliyetin işlem mi yoksa eylem mi olduğu,

  • İşlemin tebliğ tarihi,

  • Eylemin ve zararın öğrenildiği tarih,

  • İdareye yapılan ön başvurunun tarihi,

  • İdarenin verdiği cevabın tarihi,

birlikte değerlendirilmelidir.

İdari eylemlerde İYUK 13 kapsamında öngörülen bir ve beş yıllık süreler özellikle önemlidir.

Kimler Tam Yargı Davası Açabilir?

Tam yargı davasının temelinde, idari işlem veya eylem nedeniyle kişisel hakkın doğrudan ihlal edilmesi bulunmaktadır.

Bu nedenle davayı kural olarak;

  • Zarara doğrudan uğrayan gerçek kişiler,

  • Şartları oluştuğunda tüzel kişiler,

  • Somut olayın niteliğine göre zarar gören diğer hak sahipleri,

açabilir.

Davacı ile zarar arasında doğrudan hukuki bağlantının bulunması önem taşımaktadır.

Tam Yargı Davasında Nedensellik Bağı Neden Önemlidir?

İdarenin tazminat sorumluluğunun doğabilmesi için zarar ile idari faaliyet arasında hukuken kabul edilebilir bir nedensellik bağının bulunması gerekir.

Danıştay uygulamasında idarenin, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine göre tazmin etmekle yükümlü olabileceği belirtilmektedir.

Bu nedenle yalnızca zararın varlığı yeterli değildir; zararın idarenin faaliyetinden kaynaklandığının da ortaya konulması gerekir.

Tam Yargı Davasında Deliller Nelerdir?

Tam yargı davalarında somut uyuşmazlığa göre;

  • Resmî belgeler,

  • Sağlık raporları,

  • İdari işlem dosyaları,

  • Bilirkişi raporları,

  • Mali kayıtlar,

  • Faturalar ve ödeme belgeleri,

  • Teknik raporlar,

  • Diğer hukuka uygun deliller,

zararın ve idarenin sorumluluğunun ortaya konulmasında kullanılabilir.

Özellikle maddi tazminat taleplerinde zarar miktarının somutlaştırılması ve belgelenmesi önem taşımaktadır.

Hangi Mahkemede Tam Yargı Davası Açılır?

Tam yargı davalarında görevli ve yetkili mahkeme, uyuşmazlığın niteliğine göre belirlenmektedir.

Uyuşmazlık;

  • Genel idari işlem veya eylemden,

  • Vergi işleminden,

  • Özel mevzuata tabi başka bir idari faaliyetten,

kaynaklanabilir.

Bu nedenle her tam yargı davasının aynı mahkemede açılacağı düşünülmemeli; uyuşmazlığın hukuki niteliği ayrıca incelenmelidir.

İstanbul'da İdari Davalar

İstanbul'da idari yargının konusu olabilecek uyuşmazlıklar arasında;

  • Tam yargı davaları,

  • İptal davaları,

  • Kamu personeli uyuşmazlıkları,

  • Disiplin cezaları,

  • Belediye işlemleri,

  • İmar uyuşmazlıkları,

  • Ruhsat işlemleri,

  • İdarenin faaliyetlerinden kaynaklanan tazminat talepleri,

yer almaktadır.

Bu nedenle İstanbul idari davalar, Ümraniye idari davaları ve Ataşehir idari davalar kapsamında zarar ile idari faaliyet arasındaki hukuki ilişkinin doğru kurulması ve dava yolunun doğru belirlenmesi önem taşımaktadır.

İstanbul İdari Davalar En İyi Avukat Seçilirken Nelere Dikkat Edilmelidir?

İstanbul idari davalar en iyi avukat araştırılırken;

  • İdare hukuku alanındaki deneyim,

  • Tam yargı ve tazminat davalarındaki tecrübe,

  • İYUK kapsamında dava ve başvuru sürelerine hâkimiyet,

  • Hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk ilkelerini değerlendirebilme,

  • Zararın hesaplanmasına ilişkin delilleri yönetebilme,

  • Güncel Danıştay kararlarını takip etme,

gibi kriterlerin değerlendirilmesi faydalı olacaktır.

Sonuç

Tam yargı davası, idarenin işlem veya eylemleri nedeniyle kişisel hakları doğrudan zarara uğrayan kişilerin zararlarının tazmin edilmesini amaçlayan önemli bir idari dava türüdür. İdarenin sorumluluğu hizmet kusuruna dayanabileceği gibi şartları oluştuğunda kusursuz sorumluluk ilkeleri kapsamında da gündeme gelebilir.

İdari eylemler nedeniyle açılacak davalarda ise dava öncesi idari başvuru ve kanuni süreler özellikle önem taşımaktadır. Danıştay'ın aktardığı İYUK 13 hükmüne göre eylemin öğrenilmesinden itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içerisinde idareye başvurulması gerekmektedir.

Bu nedenle İstanbul idari davalar, Ümraniye idari davaları ve Ataşehir idari davalar kapsamında; tam yargı davası, idari yargı nedir, idari mahkeme neye bakar ve idari dava aşamaları nelerdir gibi konuların somut uyuşmazlığa göre değerlendirilmesi hak kayıplarının önlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır.

 

İlgili Yazılar

Bu konuya yakın diğer blog yazılarımızı da inceleyebilirsiniz.