Boşanmada Ziynet Eşyalarının İadesi ve Ziynet Alacağı Davası - Ümraniye Boşanma Avukatı
Boşanma sürecinde taraflar arasında uyuşmazlık doğuran konulardan biri de düğünde takılan altın, bilezik, kolye, küpe, yüzük, saat ve benzeri ziynet eşyalarının kimde kalacağı ve bu eşyaların geri istenip istenemeyeceğidir. Ziynet eşyalarına ilişkin talepler boşanmanın mali sonuçlarından farklı bir hukuki değerlendirme gerektirebilir ve somut olayda ziynetlerin kime verildiği, kim tarafından muhafaza edildiği, bozdurulup bozdurulmadığı ve geri verilmek üzere teslim edilip edilmediği önem taşır.
Türk Medeni Kanunu’nun mal rejimine ilişkin hükümlerinde edinilmiş mallar ve kişisel mallar birbirinden ayrılmaktadır. Kanunun 218. maddesi edinilmiş mallara katılma rejiminin edinilmiş mallar ile eşlerden her birinin kişisel mallarını kapsadığını; 220. maddesi ise eşlerden birinin kişisel kullanımına yarayan eşya ile karşılıksız kazanma yoluyla elde edilen malvarlığı değerlerinin kişisel mal olduğunu düzenlemektedir.
Türk Medeni Kanunu m.226’da ayrıca her eşin diğer eşte bulunan mallarını geri alacağı düzenlenmiştir. Yargıtay’ın 2025 tarihli iş bölümü kararında da eşler arasında Türk Borçlar Kanunu’ndan kaynaklanan eşya ve alacak davaları ile mal rejiminden kaynaklanan davaların Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin aile hukuku ihtisas alanında bulunduğu belirtilmektedir.
Bu nedenle Ümraniye boşanma avukatı, İstanbul boşanma avukatı, Ataşehir boşanma avukatı, Çekmeköy boşanma avukatı ve aile hukuku avukatı kapsamında ziynet eşyası uyuşmazlığı değerlendirilirken yalnızca boşanmanın gerçekleşip gerçekleşmediğine değil, ziynetlerin niteliğine, kime verildiğine ve mevcut delillere de bakılması gerekir.
Ziynet Eşyası Nedir?
Ziynet eşyası genel olarak altın, gümüş ve benzeri kıymetli maddelerden yapılan ve süs veya takı amacıyla kullanılan eşyaları ifade eder.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2026 tarihli bir kararında ziynet eşyaları; evlilik nedeniyle gelin ve damada verilen hediyeler kapsamında ele alınmış ve bilezik, altın kelepçe, kolye, gerdanlık, takı seti, bileklik, saat, küpe ve yüzük gibi takıların ziynet eşyası kapsamında değerlendirilebildiği belirtilmiştir.
Ancak bir eşyanın ziynet niteliğinde olması, her somut olayda otomatik olarak belirli bir eşe ait olduğu sonucunu doğurmaz. Eşyanın kime verildiği, niteliği, tarafların iddia ve savunmaları ile deliller birlikte değerlendirilmelidir.
Ziynet Alacağı Davası Nedir?
Ziynet alacağı davası, kendisine ait olduğu ileri sürülen ziynet eşyalarının diğer eşte kaldığını, elinden alındığını, bozdurulduğunu veya geri verilmediğini ileri süren eşin bu ziynetlerin aynen iadesini ya da şartları varsa bedelinin ödenmesini talep ettiği davadır.
Ziynet uyuşmazlığı yalnızca “düğünde ne kadar altın takıldı?” sorusundan ibaret değildir.
Davada özellikle hangi ziynetlerin bulunduğu, bunların kime takıldığı veya verildiği, daha sonra kimin zilyetliğinde kaldığı, ziynetlerin ortak ihtiyaçlar için kullanılıp kullanılmadığı ve iade yükümlülüğünün doğup doğmadığı araştırılabilir.
Ziynet Alacağı Davası Boşanma Davasıyla Birlikte Açılabilir mi?
Evet.
Uygulamada ziynet alacağı taleplerinin boşanma davasıyla birlikte ileri sürüldüğü dosyalar bulunmaktadır. Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024 ve 2025 tarihli çeşitli kararlarında dava türü “boşanma - ziynet alacağı” olarak belirtilmiştir.
Bununla birlikte ziynet alacağı, boşanma talebinden hukuki niteliği bakımından ayrı bir talep olduğundan dava değeri, harç, ispat ve kararın kanun yollarına tabi olup olmadığı gibi konular ayrıca değerlendirilir.
Ziynet Alacağı Davası Boşanmadan Ayrı Açılabilir mi?
Evet.
Ziynet alacağı talebi boşanma davasından bağımsız olarak da dava konusu edilebilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024 tarihli kararları arasında dava türünün doğrudan “ziynet alacağı” olarak belirtildiği uyuşmazlıklar bulunmaktadır.
Dolayısıyla ziynet eşyasına ilişkin hak iddiasının ileri sürülmesi için her durumda aynı anda boşanma davası açılması zorunlu değildir.
Düğünde Takılan Her Ziynet Otomatik Olarak Kadına mı Aittir?
Bu konuda otomatik ve her olay için değişmez bir sonuç kabul edilmemelidir.
Ziynet eşyalarına ilişkin Yargıtay uygulamasında özellikle eşyanın niteliği, kime takıldığı veya kime hediye edildiği ve somut olayın özellikleri önem taşımaktadır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2026 tarihli bir kararında uyuşmazlığın, kadına özgü olmayan ve erkek üzerine takılan takıların kime ait olduğunun belirlenmesini de içerdiği görülmektedir.
Bu nedenle “düğünde bulunan bütün takılar her durumda tek bir eşe aittir” şeklinde genelleme yapmak yerine her ziynet kaleminin niteliği ve verilme amacı ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Kadına Takılan Ziynetler Nasıl Değerlendirilir?
Kadına doğrudan hediye edilen veya takılan ziynetler bakımından öncelikle eşyanın niteliği ve hediye iradesi değerlendirilir.
Türk Medeni Kanunu m.220, karşılıksız kazanma yoluyla elde edilen malvarlığı değerlerini kişisel mallar arasında saymaktadır.
Bununla birlikte ziynet davasındaki mülkiyet ve iade değerlendirmesi yalnızca mal rejimi hükümlerinden hareketle yapılmaz. Ziynetin kime verildiği ve taraflar arasındaki fiilî süreç de önemlidir.
Erkeğe Takılan Ziynetler Nasıl Değerlendirilir?
Erkeğe takılan veya erkeğe verilen ziynetler açısından da otomatik bir sonuç çıkarmak doğru değildir.
Özellikle takının erkek veya kadın kullanımına özgü olup olmadığı, kime hediye edildiği ve tarafların yöresel veya somut uygulamasının nasıl olduğu değerlendirilebilir.
Yargıtay’ın yakın tarihli kararlarının, erkeğe takılan ve kadına özgü olmayan ziynetler bakımından ayrıca değerlendirme yapılmasını gerektiren uyuşmazlıklara konu olduğu görülmektedir.
Ziynet Eşyaları Kişisel Mal Sayılır mı?
Türk Medeni Kanunu m.220 uyarınca eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşyalar ile karşılıksız kazanma yoluyla elde edilen malvarlığı değerleri kişisel maldır.
Bu hüküm ziynetlerin mal rejimi içerisindeki değerlendirmesinde önem taşıyabilir.
Ancak her ziynet eşyasının hangi eşin kişisel malı olduğu, kime hediye edildiği ve eşyanın niteliği incelenmeden yalnızca “ziynettir” denilerek otomatik biçimde belirlenmemelidir.
Ziynet Eşyaları Edinilmiş Mallara Katılma Rejimine Girer mi?
Edinilmiş mallara katılma rejimi hem edinilmiş malları hem de eşlerin kişisel mallarını kapsayan bir sistemdir. Türk Medeni Kanunu m.218 bunu açıkça düzenlemektedir.
Bir ziynet eşyanın kişisel mal niteliğinde olduğu sonucuna ulaşılırsa, mal rejiminin tasfiyesinde edinilmiş mal gibi yarı yarıya paylaşılması söz konusu olmaz.
Ancak ziynet davası ile mal rejiminin tasfiyesi davasının aynı hukuki kurum olmadığı unutulmamalıdır.
Ziynet Alacağı ile Mal Paylaşımı Davası Aynı Şey midir?
Hayır.
Mal paylaşımı davasında evlilik sırasında uygulanan mal rejiminin tasfiyesi ve eşlerin edinilmiş mallar üzerindeki katılma alacağı gibi hakları değerlendirilir.
Ziynet alacağı davasında ise belirli ziynet eşyalarının kime ait olduğu, kimde bulunduğu ve iadesinin gerekip gerekmediği tartışılır.
Yargıtay’ın 2025 iş bölümü kararında eşler arasındaki eşya ve alacak davaları ile mal rejimi davalarının ayrı başlıklarla Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin görev alanında gösterilmesi de bu hukuki ayrımı ortaya koymaktadır.
Eş Diğer Eşte Bulunan Ziynetlerini Geri İsteyebilir mi?
Türk Medeni Kanunu m.226’ya göre her eş diğer eşte bulunan mallarını geri alır.
Bu nedenle ziynetlerin bir eşe ait olduğunun ve diğer eşte kaldığının ortaya konulması hâlinde iade talebi gündeme gelebilir.
Ancak dava sonucunun belirlenmesinde ziynetlerin gerçekten diğer eşte kalıp kalmadığı ve daha önce hangi amaçla teslim edildiği de önemlidir.
Ziynetlerin Aynen İadesi İstenebilir mi?
Evet.
Ziynet eşyaları hâlen mevcutsa davacı ziynetlerin aynen iadesini talep edebilir.
Uygulamada dava dilekçelerinde ziynetlerin öncelikle aynen iadesi, aynen iadenin mümkün olmaması hâlinde ise bedelinin ödenmesi şeklinde taleplerle karşılaşılmaktadır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024 tarihli bir kararında da davacı, ziynetlerin aynen iadesine, mümkün değilse bedelinin ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
Ziynetler Bozdurulmuşsa Bedeli İstenebilir mi?
Ziynetlerin artık aynen mevcut olmaması hâlinde koşullarına göre bedel talebi gündeme gelebilir.
Bu noktada ziynetlerin miktarı, türü, ayarı, gramı ve hukuken hangi tarihteki değerinin esas alınacağı gibi konular önem kazanır.
Nitekim Yargıtay’ın ziynet davalarına ilişkin kararlarında hesaplamanın hangi değer üzerinden yapılacağı da temyiz konusu olabilmektedir.
Ziynetlerin Evlilik İçinde Bozdurulması Hakkı Ortadan Kaldırır mı?
Hayır, ziynetlerin bozdurulmuş olması tek başına her durumda talep hakkının sona erdiği anlamına gelmez.
Ziynetlerin kimin rızasıyla, hangi amaçla ve hangi hukuki ilişki kapsamında bozdurulduğu önemlidir.
Örneğin ziynetlerin aile ihtiyaçlarında kullanılmak amacıyla diğer eşe geri verilmek üzere teslim edildiği ileri sürülebileceği gibi, karşılıksız olarak verildiği de savunulabilir.
Bu nedenle ziynetlerin bozdurulduğu sabit olsa bile iade yükümlülüğünün bulunup bulunmadığı ayrıca değerlendirilmelidir.
Ev veya Araba Almak İçin Bozdurulan Ziynetler Geri İstenebilir mi?
Bu durumda da olayın özellikleri belirleyicidir.
Ziynetlerin ev veya araç alınması için kullanılmış olması, tek başına bunların diğer eşe bağışlandığı veya geri istenemeyeceği sonucunu zorunlu olarak doğurmaz.
Ziynet sahibinin bunları hangi iradeyle verdiği, geri ödeme veya iade konusunda taraflar arasında bir anlaşma bulunup bulunmadığı ve satın alınan malın mülkiyet yapısı gibi konular birlikte değerlendirilebilir.
Düğün Borçları İçin Bozdurulan Ziynetler Geri İstenebilir mi?
Ziynetlerin düğün masrafları veya aile borçlarının ödenmesi amacıyla kullanılması hâlinde de rıza ve geri verme iradesi önemlidir.
Ziynet sahibinin eşyalarını geçici olarak aile ihtiyacında kullanılmak üzere verdiğinin ispatlanması ile ziynetleri tamamen ve karşılıksız olarak verdiğinin kabul edilmesi farklı hukuki sonuçlar doğurabilir.
Bu nedenle “aile için kullanıldıysa geri istenemez” şeklinde her olay bakımından geçerli mutlak bir kuraldan söz etmek doğru değildir.
Ziynetlerin İadesinde İspat Yükü Kimdedir?
Ziynet alacağı davalarında ispat önemli uyuşmazlık alanlarından biridir.
Davacı, talep ettiği ziynetlerin varlığını, niteliğini ve miktarını ortaya koymalıdır. Ayrıca somut uyuşmazlığa göre ziynetlerin diğer eşte kaldığı veya diğer eş tarafından alındığı iddiasının da delillendirilmesi gerekebilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024 tarihli bir kararında tanık beyanıyla varlığı ispatlanan ziynetler bakımından alacağa hükmedilirken, varlığı ispatlanamayan diğer ziynetler yönünden talebin reddedilmesinin hukuka uygun bulunduğu görülmektedir.
Ziynetlerin Varlığı Nasıl İspatlanabilir?
Ziynetlerin varlığının ispatında somut olayın özelliklerine göre farklı deliller kullanılabilir.
Bunlar arasında düğün fotoğrafları ve videoları, tanık anlatımları, kuyumcu belgeleri, takı listeleri, tarafların yazışmaları, banka veya ödeme kayıtları ve diğer hukuka uygun belgeler bulunabilir.
Yargıtay’ın 2024 tarihli bir kararında tanık anlatımlarının ziynetlerin varlığının belirlenmesinde dikkate alındığı görülmektedir.
Düğün Videosu Ziynet Davasında Delil Olabilir mi?
Evet.
Düğün videosu hangi takının kime takıldığının, yaklaşık miktarının ve bazı durumlarda niteliğinin belirlenmesine yardımcı olabilecek delillerden biridir.
Ancak görüntülerin tek başına bütün uyuşmazlığı çözmesi zorunlu değildir. Görüntüler tanık anlatımları ve diğer belgelerle birlikte değerlendirilebilir.
Tanık Beyanı Ziynet Davasında Kullanılabilir mi?
Evet.
Tanık beyanları ziynetlerin varlığı, kime takıldığı, daha sonra kimin tarafından alındığı veya ne amaçla bozdurulduğu gibi konularda önem taşıyabilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024 tarihli bir kararında tanık anlatımıyla varlığı ispatlanan ziynetler bakımından verilen kararın hukuka uygun bulunduğu belirtilmiştir.
Bununla birlikte tanık anlatımının değeri, tanığın olaya ilişkin bilgisinin kaynağı ve diğer delillerle uyumuna göre değerlendirilir.
Ziynetlerin Evde Bırakıldığı İddiası Nasıl Değerlendirilir?
Taraflardan biri evden ayrılırken ziynetlerini alamadığını, diğer taraf ise ziynetlerin davacı tarafından götürüldüğünü ileri sürebilir.
Bu durumda tarafların beyanları tek başına değil, dosyadaki bütün delillerle birlikte değerlendirilir.
Evden ayrılma şekli, kişisel eşyaların alınmasına ilişkin süreç, tanıklar, mesajlar veya başka deliller uyuşmazlığın çözümünde önem taşıyabilir.
Ziynetleri Davacının Yanında Götürdüğü Savunulabilir mi?
Evet.
Ziynet alacağı davasında davalı eş, talep edilen ziynetlerin kendisinde bulunmadığını ve davacının ziynetleri yanında götürdüğünü savunabilir.
Bu savunmanın somut dosyadaki deliller karşısında değerlendirilmesi gerekir.
Nitekim ziynet taleplerinin reddedildiği Yargıtay dosyalarında ispat meselesinin önemli rol oynadığı görülmektedir.
Ziynet Davasında Bilirkişi İncelemesi Yapılır mı?
Ziynetlerin miktarı ve niteliği belirlendikten sonra bunların parasal değerinin hesaplanması gerektiğinde bilirkişi değerlendirmesi gündeme gelebilir.
Özellikle altının ayarı, gramı, türü ve değerleme tarihi hesaplamayı etkileyebilir.
Bu nedenle dava dilekçesinde talep edilen ziynetlerin mümkün olduğunca açık biçimde tür, sayı, gram ve ayar bakımından belirtilmesi önemlidir.
Ziynetlerin Değeri Hangi Tarihe Göre Hesaplanır?
Bu konu davadaki talep şekline, ziynetlerin aynen iadesinin mümkün olup olmadığına ve hükmedilecek alacağın niteliğine göre değerlendirilir.
Yargıtay kararlarında ziynetlerin hangi tarihteki değerinin esas alınacağına ilişkin hususların taraflarca temyize konu edildiği görülmektedir.
Bu nedenle ziynet bedelinin hesaplanmasında dava dilekçesindeki talep ve değerleme yöntemi önem taşır.
Ziynet Davasında Faiz İstenebilir mi?
Ziynetlerin bedelinin para alacağı olarak talep edildiği durumlarda faiz talebi de gündeme gelebilir.
Ancak faizin hangi tarihten başlayacağı, talebin nasıl oluşturulduğu ve dava sürecindeki usul işlemleri somut olay bakımından ayrıca değerlendirilmelidir.
Yargıtay’ın 2025 tarihli bir kararında ziynet alacağına ilişkin faiz başlangıcı da temyiz konusu yapılmıştır.
Ziynet Alacağı Davasında Görevli Mahkeme Hangisidir?
Ziynet uyuşmazlıkları eşler arasındaki aile hukukundan kaynaklanan eşya ve alacak ilişkileri kapsamında aile mahkemelerinin görev alanında değerlendirilmektedir.
4787 sayılı Kanun, Türk Medeni Kanunu’nun ilgili aile hukuku hükümlerinden doğan dava ve işlerin aile mahkemelerinin görev alanına girdiğini düzenlemektedir.
Yargıtay’ın 2025 tarihli iş bölümü kararında da eşler arasında Türk Borçlar Kanunu’ndan kaynaklanan eşya ve alacak davalarının Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin aile hukuku ihtisas alanında bulunduğu belirtilmektedir.
Aile Mahkemesi Bulunmayan Yerde Ziynet Davasına Hangi Mahkeme Bakar?
4787 sayılı Kanun kapsamında aile mahkemesi kurulmayan yerlerde aile mahkemesinin görev alanındaki dava ve işlerin belirlenen Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından görülmesi mümkündür.
Bu nedenle görevli mahkemenin belirlenmesinde davanın açılacağı yerde aile mahkemesi bulunup bulunmadığı da dikkate alınır.
Ziynet Davası Boşanmada Kusura Bağlı mıdır?
Ziynet eşyasına ilişkin mülkiyet ve iade talebi ile boşanmadaki kusur değerlendirmesi aynı hukuki mesele değildir.
Bir eşin boşanmada daha kusurlu kabul edilmesi, tek başına ona ait bir ziynet üzerindeki mülkiyet hakkını ortadan kaldırmaz.
Aynı şekilde boşanmada kusursuz olmak da kişiye ait olmadığı belirlenen ziynetler üzerinde otomatik olarak hak kazandırmaz.
Bu nedenle boşanmadaki kusur ile ziynet alacağı birbirinden ayrı değerlendirilmelidir.
Ziynet Alacağı Nafaka ve Tazminattan Farklı mıdır?
Evet.
Nafaka ve boşanmaya bağlı maddi veya manevi tazminat talepleri boşanmanın sonuçlarına ilişkin özel şartlara bağlıdır.
Ziynet alacağı ise belirli eşyaların mülkiyeti ve iadesiyle ilgili ayrı bir malvarlığı talebidir.
Dolayısıyla nafaka veya tazminat talebinin kabul ya da reddedilmesi ziynet alacağı talebinin de aynı şekilde sonuçlanacağı anlamına gelmez.
Ziynet Alacağı Davasında Talep Edilen Takılar Tek Tek Belirtilmeli midir?
Dava konusu ziynetlerin mümkün olduğunca açık şekilde belirtilmesi önemlidir.
Takının türü, sayısı, gramı, ayarı ve diğer ayırt edici özellikleri hem ispat hem de değer hesabı bakımından önem taşıyabilir.
Nitekim Yargıtay kararlarında tarafların dava dilekçelerinde talep ettikleri zincir, bilezik ve altınları gram, adet ve ayar bilgileriyle açıkladıkları görülmektedir.
Ziynet Alacağı Talebinin Bir Kısmı Kabul Edilip Bir Kısmı Reddedilebilir mi?
Evet.
Davacı tarafından talep edilen bütün ziynetlerin aynı ölçüde ispatlanması zorunlu değildir.
Bazı ziynetlerin varlığı ve davacıya ait olduğu ispatlanırken diğerleri bakımından yeterli delile ulaşılamayabilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024 tarihli bir kararında tanıkla ispat edilen ziynetler yönünden talebin kabul edilmesi, ispatlanamayan kısım yönünden ise reddedilmesi hukuka uygun bulunmuştur.
Ziynet Davasında Düğün Takı Listesi Önemli midir?
Düğünde takılan ziynetlerin kaydedildiği bir liste mevcutsa bu belge diğer delillerle birlikte önem taşıyabilir.
Ancak listenin kim tarafından hazırlandığı, tarafların bilgisi ve kabulü altında düzenlenip düzenlenmediği ve diğer delillerle uyumu ayrıca değerlendirilmelidir.
Bu nedenle tek başına takı listesine dayanmak yerine mümkün olduğunca farklı delillerin birlikte sunulması önem taşıyabilir.
Ziynet Eşyası Başkasına Verilmişse Kimden Talep Edilir?
Ziynetlerin eş dışında üçüncü bir kişiye verildiği veya üçüncü bir kişi tarafından alındığı iddia ediliyorsa uyuşmazlığın hukuki niteliği değişebilir.
Ziynetlerin hangi kişi tarafından alındığı, eşin bu süreçteki rolü ve talebin kime yöneltilebileceği somut olayın özelliklerine göre incelenmelidir.
Bu nedenle özellikle ziynetlerin kayınvalide, kayınpeder veya başka bir aile ferdine verildiğinin ileri sürüldüğü olaylarda husumetin doğru kişiye yöneltilmesi önemlidir.
Ziynet Alacağı Davası Açmadan Önce Nelere Dikkat Edilmelidir?
Ziynet alacağı davasından önce özellikle ziynetlerin türü ve miktarı, kime takıldığı, kimin elinde kaldığı, bozdurulup bozdurulmadığı, varsa bozdurma amacı, geri verme konusunda anlaşma bulunup bulunmadığı, düğün görüntüleri, tanıklar, yazışmalar ve diğer belgeler birlikte değerlendirilmelidir.
Ayrıca talebin aynen iade mi yoksa bedel ödenmesi şeklinde mi kurulacağı ve dava değerinin nasıl belirleneceği de dava stratejisinin önemli parçalarıdır.
Ümraniye’de Ziynet Alacağı Davaları
Ümraniye’de boşanma veya ayrılık sürecinde ziynet eşyasına ilişkin uyuşmazlık ortaya çıktığında öncelikle talep edilen ziynetlerin tek tek belirlenmesi gerekir.
Ziynetlerin düğünde kime takıldığı, kimin kullanımına özgü olduğu, evlilik süresinde bozdurulup bozdurulmadığı, bozdurulmuşsa hangi amaçla kullanıldığı ve davacının bunları geri alma hakkının bulunup bulunmadığı somut deliller üzerinden incelenmelidir.
Bu nedenle Ümraniye boşanma avukatı, İstanbul boşanma avukatı, Ataşehir boşanma avukatı, Çekmeköy boşanma avukatı, aile hukuku avukatı ve ziynet alacağı avukatı kapsamında hukuki değerlendirme yapılırken boşanma davasının yanı sıra ziynetlerin mülkiyet ve ispat boyutu da ayrı biçimde ele alınmalıdır.
Ümraniye Boşanma Avukatı Desteği
Ziynet alacağı uyuşmazlıklarında hukuki destek; düğün ve ziynet delillerinin incelenmesi, ziynetlerin tür ve miktarının belirlenmesi, ziynetlerin kime ait olduğunun değerlendirilmesi, aynen iade ve bedel taleplerinin oluşturulması, tanık ve görüntü delillerinin değerlendirilmesi, bilirkişi incelemelerinin takip edilmesi, boşanma davasıyla birlikte veya bağımsız ziynet davasının yürütülmesi ve kanun yolu süreçlerinin takip edilmesi gibi aşamaları kapsayabilir.
Sonuç
Ziynet alacağı davaları, boşanma sürecinde sık karşılaşılan ancak boşanmanın kusur, nafaka ve tazminat sonuçlarından bağımsız şekilde değerlendirilmesi gereken malvarlığı uyuşmazlıklarıdır.
Türk Medeni Kanunu m.218 ve m.220, edinilmiş mallarla kişisel malları birbirinden ayırmakta; m.226 ise her eşin diğer eşte bulunan mallarını geri alacağını düzenlemektedir.
Ziynet davasında temel mesele, yalnızca düğünde takı takıldığının gösterilmesi değildir. Hangi ziynetlerin bulunduğu, bunların kime verildiği, daha sonra kimin elinde kaldığı, bozdurulup bozdurulmadığı ve iade yükümlülüğünün bulunup bulunmadığı somut delillerle değerlendirilmelidir.
Yargıtay’ın güncel kararlarında da ziynet taleplerinin ispat, ziynetlerin niteliği, kime takıldığı ve bedel hesabı gibi farklı yönlerden incelendiği görülmektedir.
Bu nedenle ziynet alacağı davası, düğün takılarının iadesi, boşanmada altınlar kimin, ziynetlerin aynen iadesi, bozdurulan ziynetlerin bedeli, düğün videosu ile ziynet ispatı, Ümraniye boşanma avukatı, İstanbul boşanma avukatı, Ataşehir boşanma avukatı ve Çekmeköy boşanma avukatı gibi konuların her somut olayın özelliklerine göre ayrıca değerlendirilmesi gerekir.